En çok hangisine şaşırdınız?
En çok hangisine şaşırdınız?
Bazı yiyecekleri genetik olarak değiştirme süreci oldukça yeni olsa da, insanlar yüzyıllardır genetikle oynamaktadır. Aradaki fark, bunu daha fazla zaman ve sabır gerektiren bir şekilde yapmalarıdır. Tarım ilerledikçe, herkes daha büyük, daha iyi ve daha besleyici olan yiyecek kaynağını büyütmeye ve çoğaltmaya çalışıyor. Buradaki sebze ve meyveler daha çok yenilebilir hale getirebilmek için değiştirilmiş. Burada yer alan bazı meyve ve sebzeler, günümüzdeki halinin büyük-büyük-büyük-büyük-büyükbabası olarak kabul edilebilir.
Giovanni Stanchi'nin 17. yüzyılda yaptığı bu tabloda, karpuzlar bildiklerimizden tamamen farklı bir biçimde çizilmiş. 1645 ve 1672 yılları arasında yapılmış olan sanat eserindeki karpuzlarda, günümüzde çoğumuzun yenmediğini düşündüğü beyaz kısmların fazla olduğunu, altı üçgen pasta dilimi şeklinde parçaları olduğunu ve oldukça fazla çekirdeği olduğunu görüyoruz.
Zamanla, insanlar karpuzları çok daha güzel ve ağız sulandıracak şekilde yetiştirdiler. Günümüzde, mükemmel olgunlaşmış, parlak kırmızı ve sulu karpuzları kolayca bulabiliriz. Hatta çekirdeksiz olan çeşitleri bile var. Dr. Kihara tarafından çekirdeksiz karpuz çalışmalarına 1939 yılında başlanmış ve ilk olarak 1951 yılında tamamlanmıştır.
Kuk Bataklığı arkeolojik kazı alanında çok sayıda muz fitoliti bulundu. Yani muzun ataları 10.000 ila 6.500 yıl öncesine kadar uzanıyor. Ancak muz bugün olduğu gibi, kremsi, tatlı bir meyve değildi, seçici üretim yoluyla birçok değişiklik geçirdi. Meyvenin yabani haline göre en büyük farklarından biri, meyvenin büyük bir kısmını kaplayan iri tohumlardır. En kolay yenen meyvelerden biri olan muzu fotoğraftaki haliyle yemeye çalıştığınızı hayal edebiliyor musunuz?
Muz en çalkantılı geçmişe sahip meyvelerden biri. Muzun seri üretimi 1834'te meyve Karayipler'e taşındığında başladı. Bununla birlikte, bir önceki yüzyılın başında kitlesel olarak üretilen muzlar, tüm tarlaları yok etmeye başlayan bir mantar enfeksiyonu krizinden etkilendi. O zaman araştırmacılar, mantar enfeksiyonuna dayanabilecek bir muz geliştirdi.Yani şu anda bildiğimiz Dev Cavendish muzu.
Tarih boyunca patlıcanlar günümüzde yemek masalarımızdaki görünümüne gelmeden önce birçok kez şekil ve boyut değiştirdi. Patlıcanın en eski versiyonlarından bazılarının Antik Çin'de yetiştirildiği biliniyor. İlk nesil patlıcanların, sapının çiçeklere bağlandığı yerde, oldukça fazla dikenleri vardı. Şimdi de bazı patlıcanların sap kısmında, gözle net görülmeyen ama hissedilen küçük dikenler olduğunu fark etmişsinizdir.
Modern patlıcan büyük, uzun ve etli. Oldukça küçük ve az sayıda tohum ve bol miktarda et ile patlıcan, seçici üretimin aslında kötü bir şey olmadığının göstergesi gibi.
Modern havucun elde edildiği bitki aslen beyazımsı ya da fildişi renkli bir kök idi. Orta Asya'da seçici yetiştime ile yetiştirilen ilk havuçların mor renkli olduğu biliniyor. Hatta bazı organik pazarlarda hala bu mor havuçlardan bulmak mümkün. Zamanla bu havuçlar hem mor renk pigmenlerini hem de fotoğrafta görülen çatallı görünümünü kaybederek günümüzdeki görünümünü aldı.
Çiftçiler bu yabani, çatallı kökü bugünlerde 6.245 metreye kadar büyüterek rekorlar kitabına girdiler.
Mısır belki de yıllar ve yıllar süren seçici yetiştirme ile ne kadar büyük değişimler yapılabileceğinin en iyi örneğidir. M.Ö. 7000'de Meksika ve Güney Amerika'ya özgü geniş çayırlarda yetişen bu bitkinin çok kuru çiğ patates gibi bir tadı vardı, 19 mm'den biraz daha büyüktü, çok sert çekirdekleri vardı ve sadece bilinen 8 çeşidi vardı.
Şimdi yediğimiz şey mısırın atalarına göre tamamen farklı bir bitki gibi görünüyor. Çeşitli renklerde yetiştirilebilir, yaklaşık 1000 kat daha büyüktür ve 69 ülkede yetiştirilir.
Şeftali, yabani formundan beri çok fazla değişmemiş gibi görünen meyvelerden biridir. Tarihsel bulgulara göre, ilk şeftali, MÖ 6.000'de Çin'in Zhejiang eyaletinde yetiştirildi. Seçici yetiştirme ile değiştirilen şeftali ilk olarak Japonya'da, yaklaşık 1.200 yıl sonrasında ortaya çıktı. Tadının toprağımsı ve günümüzdekinin aksine biraz tuzlu olduğu biliniyor. Ayrıca günümüzdeki gibi tüylü de değil.
Bugün yediğimiz şeftali aslında İran'dan (günümüz İran'ı) Avrupa'ya taşınan bir türdür. Bugünkü şeftali, eskisine göre büyük, daha yumuşaktır ve birçok farklı türü vardır.
Brassica oleracea; lahana, brokoli, karnabahar, ve bunun gibi sebzelerin büyük dedesidir. İşlenmeden önceki biçime yabani lahana denir ve bize şu anda lahana olarak bildiğimiz şeyin, değiştirilmeye başlamadan binlerce yıl önce nasıl göründüğü hakkında oldukça net bir fikir verir. Yüksek tuz ve kireç toleransa sahip olduğundan, deniz kıyılarındaki kireçtaşı kayalıklarının yakınında bu yabani lahanayı hala görebilirsiniz.
Atalarına kıyasla, modern lahana çok daha etli ve dolgun. Tek bir bitkiden çok daha fazla miktarda yiyecek sağlıyor.
Domates sebze midir meyve midir tartışmasından önce, bugün sahip olduğumuz domatesler, insanların onları değiştirmeden önceki halinden çok farklı. Yabani domateslerin, boyutları oldukça küçük olduğu için sebzeleri değil meyveleri andırır. Solanum pimpinellifolium olarak bilinen veya daha çok frenk üzümü domatesi olarak adlandırılan yabani domates türleri, Ekvador ve Peru'da hala mevcuttur ve dünyanın başka yerlerinde de yetiştirilmeye başlanmıştır. Yenilebilirler, ancak yenmek için değil melez türlerin elde edilmesi için bilim alanında kullanılırlar.
Bugün yediğimiz domatesler yabani olanlardan nispeten daha büyük. Marketlerde en fazla çeşidine ulaşabileceğimiz sebzelerden biridir. Her biri hem salatalarda, hem yemeklerde hem de çeşitli sosların yapımlarında kullanılan, vazgeçilmez yiyeceklerimizin başında gelir.
Yabani portakal, Avustralyalı bahçıvanlar tarafından keşfedilmiştir. Portakal bugünkü görünümüne gelmeden önce bir çalı bitkisiydi. Bu bitkiyi ve benzerlerini yetiştirmelerinin tek sebebi besin değeri ve lezzetleri değil, aynı zamanda kuşlar ve böcekler için yaşam alanı olmaları ve dolayısıyla bunun biyoçeşitliliği korumanın bir yolu olmasıdır.
Günümüzdeki portakal, yabani olanından çok daha büyük ve su oranı da oldukça yüksek. Ayrıca günümüzde de birçok çeşidi var. Günümüzdeki portakal bir dönem zenginlik göstergesi olan meyvelerden biriydi. Yabani portakalın da böyle bir özelliği vardı çünkü yalnızca belirli bir bölgede yetişiyordu.
Patates günümüzde de geçmişte de en fazla türe sahip olan sebzelerin başında geliyor. Patatesin anavatanının Orta Amerika olduğu biliniyor. Yabani patateslere günümüzde de ulaşabilmek mümkün.
Patates günümüzde hemen hemen her ülke mutfağında kullanılabilen ürünlerin başında geliyor. Günümüzdeki patates sarı, nişastalı ve ortalama hepsi benzer bir boyuttadır.
Yabani salatalıklar tamamen dikenle kaplı ve içi günümüzdekinden çok çok daha fazla tohumla doluydu. Ayrıca zehirliydiler. Yenmek için değil tıp alanında kullanılıyorlardı. Günümüzdeki görünümüne ise yaklaşık 6000 yıl önce Hindistan'da seçici üretim ile kavuştu.
Günümüzde salatalığın da birçok çeşidi vardır. Yabani salatalıkla arasında zehirsiz olması dışında, daha sulu ve küçük çekirdekli olması gibi farklar vardır.
Çilekten ilk olarak M.S. 23'de filozof ve yazar Gaius Plinius Secundus Maior bir eserinde bahsetmiştir. Fakat çileğin Taş Devri'nde bile bilindiği söylenmektedir. Çilek gerçek bir meyve sayılmamaktadır, asıl meyve üzerlerindeki çekirdeklerdir. Günümüzdeki iri çileklerin kökeni ise yaklaşık 300 yıl öncesine dayanır.
Yaklaşık 300 yıl önce, bir Fransız casusu Şili'ye gitmiş. Gezisi sırasında çok büyük çileklerle karşılaşmış. Avrupa'da, bu meyve oldukça küçükmüş. Bu yüzden XIV. Louis'e hediye vermeye karar vermiş. Bu çileklerin çalılarından alarak ülkesine götürmüş. Fakat bu iri çilekler iki farklı çilek türünün melezlenmesiyle elde edildiğinden istediği sonucu alamamış.
1500'lü yıllarda çilek bilimsel olarak incelenmeye ve botanikçiler tarafından tasnif edilmeye başlanmıştır. 1600'lü yıllarda Amerika'dan Avrupa'ya getirilen Fragaria Virginiana ile 1700'lü yıllarda yine Amerika'dan Avrupa'ya getirilen Fragaria Chiloensis çilek türleri bugün yetiştiriciliği yapılan çileklerin kökenini oluşturmuşlardır. Yani marketlerde görüp hormonlu diyerek uzak durduğumuz bu çilekler yaklaşık 300 yıl önce de vardı.
Editörü tebrik ediyorum sonunda düzgün bir içerikle karşılaştım
Burada şu ayrımı yapmak lazım günümüzde GDO dediğimiz zaman bir organizmadan başka bir organizmaya gen aktarımı anlaşılmalıdır. Paylaşımda verilen örnekler ise daha çok klasik ıslah yöntemleriyle yıllar içinde geliştirilen bitkiler. Burada önemli husus bir türün yabani türlerinin de genetik materyal olması açısından ıslahçılar nezdinde çok önemlidir ve önemli dayanıklılık genleri içermektedirler.
Hayatı sorguladıgım zamanlarda bunu cok arastırmıstım.. Hiç biri kolay bir şekilde yenilicek şeyler değil .. Tanrının insana nimetidir deniyor ama yok yani .. Hepsi insan eli değdikten sonra yenilebilir hale gelmiş.. Pek ayrıntılı koymamışlar salatalığı internette araştırırsanız bildiğiniz kocaman çekirdekli büyük dikenli bir bitkiymiş .. Hatta baktıgınızda bazıları sebze bile sayılmaz bildiğiniz otmuş insan eliyle meyve olmaya başlamış ...