Saçlarınızı jöleleyin, simlerinizi başınızdan aşağı dökün... Düğünümüz var!
Saçlarınızı jöleleyin, simlerinizi başınızdan aşağı dökün... Düğünümüz var!
Birbirlerine çok iyi geldikleri kesin! Ama bu evlilik için motivasyonları birbirinden birazcık farklı...
Akrep, nihayet sonsuza dek bağlanabileceği, tüm güven testlerini geçmiş, beraber ölmek istediği insanı bulduğunu düşündüğü için evlenmeye karar verdi. Çünkü kolay değil sonuçta bir Akrep'in nikah masasına oturması. Boğa mı? Boğa ise artık dışarıda buluşmaktan, düzensizlikten, ayrı ayrı evlere kira vermekten bıktığı için evlilik fikrine ısındı. Ki zaten biliyordu böyle olacağını. 'Aradan çıksın' dedi.
Boğa'nın istediği dev düğün pastasını ve astronomik fiyatlara sebep olabilecek efsanevi menüyü, Akrep tüm hesapçılığı ve manipülatif gücüyle biraz sınırlamayı bildi. İşte bu denge sayesinde bu düğün ne çok şaaşalı, ne de çok sade... Tam olması gerektiği gibi!
Başak'ın mükemmeliyetçiliği sayesinde her detay çözülmüş. Ayrıca sülalede kimin kiminle küs olduğunu, kimin kiminle anlaşamadığını ve bunun gibi pek çok detayı bildiği için şahane bir şekilde davetlileri idare ediyor. A
Oğlak da organizasyonun tıkır tıkır işlediğinden emin olmak için gözlerini çalışanlara dikmiş, her türlü tehlikeyi ve aksiliği de hesaba katarak asayişi sağlıyor. Maytapların küçük çocuklardan uzak tutulması gerektiğini bu çılgın telaşede birinin düşünmesi lazım, o da Oğlak!
'Bana zaten kimse evlenme teklif etmesin... Zaten ben kimim ki... İyi olmayacaksın işte! Bak Boğa'ya, çocuğu köpekleye köpekleye nikah masasına oturttu resmen. Ben hala iyiliklerini düşünüp durayım, üstüne de terk edileyim. Kısmet olucak insanda kısmet!!!! Kaderim yalnızlık demek ki... Başkları mutlu olurken onların arkalarını toplamak...' gibi cümleleri kafasında defalarca kurarak üzülüyor. Kafasında tüm bunlar dönerken de işlere tıkır tıkır devam ediyor.
Keşke bu kadar üzülmese, çünkü İklzler onu biriyle tanıştıracak düğünden sonra...
Unutmaz, kimin ne taktığını asla unutmaz! Keskin bakışlarla takıları sayarken, asla kızın hakkını yedirmeme konusunda kararlı. 'Bu maddiyatçılık değil efendim, gerçekçilik! Bu kızcağız ne çok çalıştı evi döşemek için, tüm birikimlerini ortaya koydu. Yarın öbür gün ayrılırlarsa ne olacak?! Zaten çocuk hiç sağlam pabuç gibi durmuyor. Kızın kıyıda köşede bir parası olmasın mı! Hem bu kızın annesi babası yıllardır herkesin düğününe gidip para taktılar, şimdi sıra bu kızda! Hakkıdır onun! Zaten kayınpeder de incecik bir teneke takmış kıza resmen... İnsan bir Trabzon burma alır. Gelinin o senin, gelinin!' diye de kafasındaki çemkirmelerini bitirdikten sonra kenara çekilip, insanların ne kadar da salak göründüklerine şöyle bir uzaktan, yargılayıcı bakışlarla bakıyor.
Diyor ki 'Şunlara bak, soytarılık resmen!'
Hadi 'hayatın gerçeklerinden uzak' demeyelim ama, 'hayatın farklı bir gerçekliğinde yaşayan' diyelim...
Yengeç, en iyi arkadaşı Boğa'nın düğününde, resmen gelinin annesinden daha çok ağladı. Hala da ağlıyor. Çünkü neden ağlamasın? Yengeçlerin dünyasında ağlamanın mantıklı bir sebebi olmaz. Lakin yine de gerçekçiler için sebepler dizmemiz gerekirse şöyle yapabiliriz:
Eskisi gibi yakın olamayacağız, artık evli bir kadın olacak biricik arkadaşım. Geçmişimizi çok özleyeceğim.
Zaman nasıl da hızlı geçti. Daha dün çocuktuk sanki. Çocukluğumuz geri gelmeyecek, yaşlanıyoruz, çok üzgünüm.
Artık onun hayatında 'kocası' var. Ben asla eskisi gibi en yakını olamayacağım.
Ya mutsuz olursa?! Ya bu hıyar benim biricik dostumu üzerse?!
Ay üzecek, kesin üzecek arkadaşımı! 'Durun siz evlenemezsiniz!' mi desem durduk yere?!
Beni de üzdüler zaten... Biz de sözde Kemal'le evlenecektik. Kızımız olacaktı...
Vesaire vesaire... Bir Yengeç'in iç dünyasına konuk oldunuz. Evet, biz de şimdi o iç dünyadan arkamıza dahi bakmadan kaçmak istiyoruz. Kaç kaç kaç!
Hem kız tarafını, hem de erkek tarafını nasıl tanıdığı meçhul... Hepsiyle nasıl bu kadar samimi olduğu da asla çözemeyeceğimiz sırlardan biri!
Hele hele gençlerle ne zaman kaynaştı, düğünün DJ'ini ne zaman kafalayıp kendi istediği şarkıları çaldırmaya başladı bilemiyoruz... Ama görüyoruz ki o yine şeytan tüyünü takıp gelmiş ve çılgın dansına başlamış bile. Bakalım bu düğünden kaç kızın telefon numarasını kaydetmiş olarak ayrılacak!
İnanabiliyor musunuz, böyle bir organizasyonda onlar dikkati çekmeyecek. Daha doğrusu; çekmemeleri lazım! Birinci planda olamayacaklarını bildikleri bu toplaşkaya gitmekte elbette biraz isteksizler. Çünkü herkes onlara bakmalı, en çok onlar, en çok!
Önce bir güzel dedikodu yapıyorlar, 'öyle gelin mi olurmuş, bak siz benim düğünümü görün hele nasıl güzel olacak, oğlan da zaten biraz salak gibi!' şeklinde çemkirip, sonra içeceklerini bitirip salona giriş yapmak üzere yola koyuluyorlar.
Neyse ki bu ekibin tüm çirkeflikleri sadece dillerinde. İçlerinde kötülük yok. Zaten müzik ve eğlence söz konusu olunca en fazla on dakika dayanabiliyorlar. Dolayısıyla düğünden en çok eğlenenler olarak ayrılacaklar ve evli çifte gerçekten de kalpten mutluluk dilecekler.
Akrep, Koç'un bu iddialı tehditvari laflarına gülüp geçiyor, birazcık da artık akraba olacakları için alttan alıyor. Ablasına ömrü billah çile çektiren bu Koç çocuğu, sevgisini ancak 'dövüş, kavga, şiddet' ile gösterebilenlerden... Kısacası bu 'karşında beni bulursun' lafı, aslında bir tehditten çok 'ona iyi bak, onu ben çok seviyorum' yakarışı...
Yeriz seni Koç! Duygusal engelli ama sevgi dolu hödük seni! 🌹
Şovunu yapıyor, şeklini koyuyor. Daha dansöz çıktığında onun üstüne en çok miktardaki parayı da bayılacak. Maalesef ki bu gecenin sonunda karizmasından eser kalmayacak ve kravatını kafasına, ceketini de pantolonunun yanına geçirecek. Kendi eğlendiği kadar da eğlendirecek. Düğün videosunda yıllar sonra küçük çocukların 'bu amca kim anne? Deli mi?!' diye sordukları kişi olaak Aslan 😂
Masa altından elaleme votka dağıtma işini üstlenecek. Çünkü gelirken havaalanından şişelerce içki getirdi. Komik ama kendisine yakışan saçma bir takım elbise giymiş. Önce kendi kafasını, sonra düğündeki tüm gençlerin kafasını düzelttikten sonra bir danslara başlıyor ki... Boğa onu 'düğünü mahvetmese bari' diye endişeli bakışlarla izlerken, Başak aksiyona geçip 'abi gel, seninle bir şey konuşucam' diyerek zorla kahve içiriyor.
Yay zaten bu düğünün en pahalı altınını takan kişisi!
Ateş kızları ekibi de gelince ortalık iyice alev alıyor.
Zaten Akrep dans etmeyi sevmiyor, Boğa da çoktan yoruld,. Yengeç ağlıyor. Oğlak ve Başak 'suyunu çıkarmayı' sevmezler. Meydan Ateş ekibine ve İkizlere kalıyor.
Terazi kendisine çoktan flört edecek birilerini bulmuş bile! Önce biraz sohbet ediyorlar, gecenin sonuna doğru yumuşak şarkılarda da tenhalarda dans edecekler.
Takı törenini kaçırmış ama zaten saçma böyle şeyler ona göre! Damadın biricik Kova Amcası, hiç beklenmedik bir anda mikrofonu eline alıyor, DJ'yi sustuyor ve başlıyor anlatmaya.
Önce aşkın, evliliğin ve bağlılığın ne kadar saçma olduğundan bahsediyor. Ortamdaki herkes buz kesiyor. Evlenenlerin sürekli boşandığından, her aşkın bittiğinden ve bunları herkesin bildiğinden bahsettikten sonra genç çifte dönüp 'ama tüm bu riskleri bile bile yine de evlenmek, işte bu aşktır!' diyor. Salonda koca bir alkış kopuyor. Bu bilge ve deli adamı sevmeyen yok.
Çünkü o dans etmek isteyen evli çiftlerin küçük bebeklerini onlar için oyalıyor, bir taraftan da yaşlılarla ilgilenip onlarla dans ediyor. Zaten çok duygusal olduğu için ortalıklarda görünmemeyi ve ağlayarak ortamı mahvetmemeyi amaçlıyor. Drama kraliçeliğini şimdilik Yengeç'e bırakıyor ve bu çılgın ortamın dışında kalanlarla ilgileniyor. Nasıl da güzel! Nasıl da prenses!
Hem de abartmadan... İzleyenlere adeta bir göz ziyafeti yaşatıyorlar. Terazi ve İkizler şarkı bile söylüyor.
Muhteşem bir düğün oluyor...
Elbette ki Akrep efendi hiç kimseye güvenip de evlenme teklif etmemiş. Elbette ki Boğa zahmet edip de misler gibi geçirdiği bekar hayatının düzenini bozmak istememiş. Bu düğün hiç yaşanmamış...
Bir sonraki maceramızda görüşmek üzere!
boğa ve akrep birbirini öldürebilir aman diyim
Yengecin iç dünyası tam olarak öyle :D Bir yengeç olarak yengeç burçlu insanlara katlanamıyorum . Daha doğrusu çok duygusal olan insanlara katlanamıyorum çok duygusal bir insan olarak.Kendime de katlanamadığım zamanlar oluyor. :D
bu iki oldu balığın rüyası diyip bitiriyorsunuz