70'ler ve 80'lerde doğanların, ailelerinden sıkça duyduğu bir cümle vardır; 'Aman sen bulaşma evladım.' Bu sebeple, bu iki kuşağın temsilcilerinin, içinde yaşadıkları ülkenin gerçekleriyle tanışmaları hep çeşitli vesilelerle olmuştur. Bunların en başında da, hiç kuşkusuz Zeki Alasya ve Metin Akpınar'lı Devekuşu Kabare vardır. Kendi adıma konuşacak olursam: Erbakan'ı, Demirel'i, Özal'ı, daha nice siyasi figürü ve temsil ettikleri değerleri bana öğreten, sağdan soldan bin bir zahmetle edindiğimiz kabarelerin 'beta/vhs' videoları olmuştur.
Bu söylediklerimden yola çıkarak, Devekuşu Kabare; mizahla yoğrulmuş, salt siyasi bir öğreti aracı gibi algılanmasın. Elbette değildi. Ben ve tanıdığım birçok insan, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Nevra Serezli, Selim Naşit, Cihat Tamer ve daha nice büyük oyuncu sayesinde, aslında, 'Nasıl daha iyi bir insan oluruz' onu öğrendik. Bu yüzden üzerimizde hakları vardır.
Bugün Zeki Alasya'nın vefat haberini okuduktan sonra aklıma gelen ilk şey, onun canladırdığı ve üzerinden yıllar geçse de, yüzümden tebessümü hiç eksik etmeyen, skeçlerinden bazılarını içeren bir galeriyi hazırlamak oldu. Belki aramızda hala izlemeyenler vardır. Ya da izleyip de unutanlar olabilir. Ne diyelim, ışıklar içinde uyu Zeki abi...