Yeni Başlayanlar İçin Tenis Oynama Rehberi

Kabul edelim, o sarı topun raketle buluştuğu andaki ses hepimizi bir şekilde cezbediyor! Hem çok havalı hem de bütün stresini atmanı sağlayacak bir spora merak saldın ama korta adım attığında 'Peki şimdi ne yapacağım?' diye kalmak istemiyorsun. Merak etme; teknik detaylara boğulmadan, seni bir profesyonel gibi korta hazırlayacak o rehber tam burada.

Tenis dünyasına adım atmaya karar verdiysen, ilk başta öğrenmen gereken şey bu işin sadece havalı vuruşlardan ibaret olmadığı.

Televizyonda izlediğin o profesyonellerin ağır raketlerine özenip hemen en pahalısına koşarsan, daha ilk antrenmanda kolun 'ben gidiyorum' diyebilir. Bunun yerine, yeni başlayanlar için üretilen, topa vurmanı kolaylaştıracak geniş kafalı ve hafif raketlerle başlaman motivasyonun için çok daha iyi olur.

Raket işini hallettikten şimdi ikinci adıma geçtik!

Kortun zemininde seni yarı yolda bırakmayacak bir ayakkabı bulmak. Tenis dediğimiz olay sürekli ani duruşlar, yanlara doğru fırlamalar ve hızlı manevralar gerektiriyor; yani sıradan bir koşu ayakkabısı bileğinin dönmesine sebep olabilir. Altı düz ama yer tutuşu kuvvetli, yanlardan destekli bir tenis ayakkabısı giydiğinde sahada çok daha özgür hareket edersin.

Sahaya çıkıp raketini eline aldığında öğrenmen gereken ilk teknik vuruş:

Tenisin en temel hareketi olan 'Forehand.' Raketi baskın elinle sanki birinin elini sıkıyormuş gibi tutup, vücudunun yanından gelen topu önünde karşılayarak savurduğunda o meşhur tenis sesini duymaya başlarsın. Bu vuruşta topun raketin tam ortasına gelmesi sana müthiş bir özgüven kazandırır.

Bu temel vuruşta biraz hız kazandıktan sonra bir sonraki aşama geçiyoruz.

top vücudunun diğer yanına geldiğinde donup kalmamak için 'Backhand' vuruşuna çalışmak. Birçok kişi için raketin ters tarafıyla vurmak başta çok garip gelse de, iki elinle raketi sıkıca kavrayıp belinden güç alarak yaptığın bu hamle aslında en güvenli vuruşların biri.

Vuruşların karşılıklı ralli yapacak kadar geliştiğinde sıradaki zorlu görev...

Her puanın fitilini ateşleyen o 'Servis' vuruşunu öğrenmek. Topu havaya atıp en tepede raketle buluşturmak başlangıçta biraz koordinasyon istese de, işin ritmini yakaladığında oyunun iplerini eline almış olursun. Başarılı bir servis attığında artık sadece topu geri gönderen biri değil, oyunu istediği gibi yönlendiren birine dönüşürsün.

Oyunun fiziksel kısmını biraz çözdüğünde bir sonraki kritik adım!

Korttaki o kendine has ve kafa karıştırıcı skor sistemini kavramak. Puanların 1, 2, 3 yerine 15, 30, 40 diye gitmesi ya da puan sıfırken 'Love' denmesi başta biraz saçma gelebilir ama işin içine girdikçe bu kurallar oyuna ayrı bir hava katıyor.

Tüm bu teknikleri sahada uygularken asla unutmaman gereken altın kural...

Gözlerini o küçük toptan bir an bile ayırmamak. Rakibin topa vurduğu andan itibaren topun hızını, geliş açısını ve nereye düşeceğini kestirmek için pür dikkat odaklanman şart. Eğer top yerine karşıdaki boşluğa ya da rakibine bakarsan vuruşun kalitesi anında düşer. Sadece topa ve raketin buluşma anına odaklandığında, vücudunun kendiliğinden doğru pozisyona geçtiğini fark edip şaşırırsın.

Son olarak, antrenmanı bitirip çantanı toplamadan önce uygulaman gereken en son ve en değerli kurala geldik.

Tenisin o centilmen ruhuna uygun davranmak. Maçın sonucu ne olursa olsun fileye yürüyüp rakibinle selamlaşmak ya da raket tokuşturmak bu sporun olmazsa olmaz bir parçası. Bu küçük hareket, senin sadece iyi bir oyuncu değil, aynı zamanda saygılı bir sporcu olduğunu gösterir. Bu son adımı da tamamladığında, korttan hem bedenen hem de ruhen tam bir tenisçi olarak çıkarsın.

İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

Domatese 450 TL Veren Halil Ergün, 2026 Emekli Maaşına İsyan Etti!
Torunlarıyla Bir Balık Restoranında Yemek Yiyen Rahmi Koç'un O Anları X'te Gündem Oldu!
Evi Arabası Olmayan Erkek İçin "Bir Baltaya Sap Olamamış" Diyen Kadın Tepkilerin Odağında