Elde edilen veriler, vücuttaki moleküllerin büyük bölümünün bu iki yaş döneminde belirgin ve ani değişimler yaşadığını gösterdi. İncelenen moleküllerin yaklaşık yüzde 81’i, 44 ya da 60 yaş civarında kayda değer bir dönüşüm geçiriyor.
44 yaş, özellikle metabolik sistemler açısından dikkat çekici bir eşik olarak öne çıkıyor. Bu dönemde alkol, kafein ve yağ metabolizmasıyla ilişkili moleküllerde ciddi değişimler görülüyor. Aynı zamanda kalp-damar hastalıkları riski artmaya başlarken, kas ve cilt yapısındaki bozulmalar da bu yaşlarda belirginleşiyor.
60 yaş ise daha çok bağışıklık sistemi ve organ fonksiyonlarıyla ilişkilendiriliyor. Bağışıklık yanıtlarının yeniden düzenlenmesi, böbrek fonksiyonlarında gerileme ve karbonhidrat metabolizmasındaki değişimler bu dönemin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Kalp-damar sağlığı ile kas ve cilt dokusundaki yaşlanma belirtileri de bu aşamada etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, 44 yaş civarında gözlenen biyolojik sıçramanın yalnızca kadınlara özgü olmaması. Başlangıçta menopozla ilişkilendirilen bu değişimin, erkeklerde de aynı yaş aralığında ve benzer biçimde gerçekleştiği saptandı. Bu durum, yaşlanmadaki bu hızlanmanın hormonal değil, daha temel biyolojik mekanizmalara dayandığını gösteriyor.
Erkekte ilk yaşlılık gösterge göz çevresi Kadınlarda boyun ve döş bölgesidir.