Uzaylı kalıntısı olduğuna kesin olarak olarak inandığımız bu sansasyon yaratan iskelet kalıntısının genetik araştırmaları tüm beklentileri maalesef suya düşürdü...
Uzaylı kalıntısı olduğuna kesin olarak olarak inandığımız bu sansasyon yaratan iskelet kalıntısının genetik araştırmaları tüm beklentileri maalesef suya düşürdü...
Şili’nin Atacama çölünde keşfedilen, gizemli mumyalanmış iskeletin nam-ı diğer 'Atacama Uzaylısı'nın bir insan kalıntısı olduğu doğrulandı. Evet hepimizin içinde uzaylı olmasına dair küçük bir umut vardı ama ne yapalım...
Kalıntının tüm genom sıralaması incelendiğinde daha önce hiç görülmemiş bu deformasyonların sebebi de ortaya çıkmış elbette.
Kalıntının sahip olduğu deformasyonların başında yüz sakatlıkları, prematüre eklem erimesi ve cücelik olarak bu cismin toplam yedi geni mutasyona uğramış.
Söylentilere göre bu iskeleti ilk bulan kişi bir arkeolog. Hayalet kasabası olarak da bilinen la Noria'da kazı çalışmaları yaparken beyaz bir örtüye sarılmış halde bu iskeleti buluyor. Hızla yerel medyanın ilgisini çeken bu kalıntı hakkında uzaylı olmasının aksini düşünmek imkansız: 15 cm uzunluğu olan, koni şeklinde kafatasına sahip, oval göz çukurları ve eksik sayıda kaburga kemikleriyle normalden oldukça uzak ne de olsa.
Nolan'ın açıklaması.
2013 yılında sonlanan analizler bazı şeyleri açıklasa da birçok soruyu beraberinde getirdi. Bazı araştırmalar kalıntının çok eski ve bir fetüse ait olduğunu kanıtlıyor fakat diğer araştırmalar iskeletin sadece 40 yıllık olduğunu ve 8-9 yaşında bir bireye ait olduğunu söylüyordu.
Kalıntının DNA dizilerini sağlıklı, sağlıksız tüm referanslarla kıyaslandıktan sonraki tüm genetik analizleri, iskeletin Güney Amerika kökenli bir dişi olduğunu ve ciddi bir iskelet displazisi ve kemiklerinin büyümesinde sorunlar olduğunu kanıtlıyor. Bu da vücudundaki deformasyonların büyük bir kısmını açıklıyor zaten.
Yine de bir insanın bu kadar çok ve değişik türde deformasyona sahip olması her zaman gizemini koruyacak!
yorumlari okuyorumda, turkiyenin temelden en buyuk basarisizligi bu sanirim, egitim sisteminde insanlarina bilimsel bakis acisini ve positif dusunceyi kazandiramamis olmasi. her ne kanit, mantik sunarsan sun fantezilerinde bildigini okuyor, isine gelmeyen gercekleri red ediyor, fantezilerine uyani mutlak dogru gibi savunuyor.
Peki bir uzaylının bir insandan farklı bir genoma sahip olduğunu nereden biliyoruz ? İlla DNA dizilimi insanla aynı yahut benzer diye bu bir canlının uzaylı olmadığını kanıtlar mı ? Bir uzaylının genotipi, fenotipi nedir bu biliniyor mu ? Kendi kendilerine takılıyorlar hala.
Araştırmanın sonucuna değil de, editörün bunu uzaylı olduğuna inanmasına şaşırdım şahsen. O kadar da emin ki bizim de hiç şüphemiz yokmuş. Tabi tabi...