2000’li yılların başında Johns Hopkins Üniversitesi’nde çalışan bir ekip bu sorunun peşine düştü.
Astronomlar Karl Glazebrook ve Ivan Baldry, yaklaşık 200 bin galaksiden gelen ışığı analiz ederek “kozmik spektrum” adı verilen bir grafik oluşturdular.
Bu çalışma aslında evrenin yıldız oluşum geçmişini anlamayı hedefliyordu. Ancak ortaya çıkan veriler, evrendeki tüm görünür ışığın ortalamasını almaya da imkân tanıyordu. Yani bir anlamda, evrenin ışığını dev bir blender’a atıp karıştırmak mümkün hale gelmişti.
Turkuaz Skandalı:
Elde ettikleri verilere bakarak araştırmacılar ilk başta evrenin rengini 'soluk turkuaz' olarak açıkladılar. Bilim dünyası buna şaşırsa da bu ilginç haber 'Evren soluk bir turkuaz renginde!' diye manşetlere taşındı . Ancak kısa süre sonra bir hata yaptıkları anlaşıldı. Analiz yazılımı, insan gözünün ışığa duyarlılığını yanlış hesaplamıştı.
2002 yılında veriler düzeltildiğinde, evrenin ortalama renginin aslında beyaza çok yakın bir bej olduğu anlaşıldı.
Evrenin Gerçek Rengi: Kozmik Latte
Bilim insanları bu renge isim vermek için bir anket düzenlediler. Adaylar arasında şunlar vardı:
Big Bang Beige: Büyük Patlama Beji (Fazla düz ve sıkıcı bulundu).
Skyvory: 'Sky' (Gök) ve 'Ivory' (Fildişi) kelimelerinin birleşimi.
Univeige: 'Universe' ve 'Beige' kelimelerinin birleşimi.
Primordial Clam Chowder (İlkel İstiridye Çorbası )
Ancak kazanan, Peter Drum adlı bir araştırmacının önerisiyle 'Cosmic Latte' (Kozmik Latte) oldu. Drum, Starbucks'ta latte içerken okuduğu makaledeki rengin, içtiği kahvenin köpüğüne ne kadar benzediğini fark etmişti. Ayrıca 'Latte' İtalyanca 'süt' demekti ve içinde bulunduğumuz galaksinin adı olan 'Milky Way' (Saman Yolu) ile harika bir uyum sağlıyordu.
Bilimsel kayıtlarda bu renk yaklaşık #FFF8E7 renk koduyla tanımlanıyor.