Siz beni Roma’da sadece geziyor sanıyorsunuz. Geçen gece, elimde bir fincan espresso, önümde tablet... 'Yahu' dedim kendi kendime, 'Zuhal, sen gerçekten üç saat boyunca iki adamın konuşmasını mı izleyeceksin?'
Evet, izledim. Ve size şunu söyleyeyim: Dün gece izledim ve uyuyamadım.
Karşımdaki adam Elon Musk. Ama bildiğimiz, o Twitter’da (pardon X’te) millete sataşan trol Elon değil. Bir Roma imparatoru gibi konuşan, geleceği sadece tahmin etmeyen, onu elleriyle büken bir adam vardı ekranda.
Konu sadece teknoloji değil. Konu, medeniyetimizin duvara toslamak üzere olduğu gerçeği.
Musk’ın anlattıkları, hani o Nişantaşı veya Cihangir kafelerinde veya toplantı aralarında konuştuğumuz 'Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı?' geyiğinin çok ötesinde. Size o sohbetten aldığım notları, araya biraz da kendi istihbaratımı ve ilginç görüşleri katarak anlatayım.
Hazırsanız, kemerlerinizi bağlayın. Mars’a değil ama fena bir türbülansa giriyoruz.