Umut Kısa Yazio: Üç Seçeneğiniz Var: Deli, Dâhi, Normal. Siz Hangisi Olmak İsterdiniz?

02.10.2020
umutkisa
Onedio Köşe Yazarı
10

Kristallerin önceden oluşturulmuş ama görünmez olan fay hatları boyunca çatlaması ve kırılması gibi insan da kendi varoluşunu gizlice bir uçtan diğer uca taşıyan çatlaklara uygun olarak “kırılır”.

Bu söz Freud’a ait. İnsanın oluşumunda çatlaklar olduğunu ve kendi gelişim sürecinde bu fay hatlarından çatlayarak akıl hastalığı oluştuğunu iddia ediyor.

Aaron Schuster ise “Haz Problemi” adlı eserinde Freud’a atfen “Bir kristali yere fırlatırsak, kırılır ama gelişigüzel parçalara ayrılmaz. Fay hatları boyunca, her ne kadar görünmez olsalar da sınırları kristalin yapısı tarafından önceden belirlenen küçük parçalara ayrılır. Akıl hastaları bunun gibi çatlamış ve kırılmış yapılardır. Hatta akıl hastalıklarından, geçmişteki insanların akıl hastası için hissettiği tedirginlik ve korku gibi bir şeyi esirgeyemeyiz. Dış gerçeklikten sapmışlardır ama tam da bu nedenden dolayı, içsel zihinsel gerçeklik hakkında daha çok şey biliyorlardır ve bizim için, aksi takdirde erişemeyeceğimiz sayısız birçok şeyi ortaya çıkarırlar.”

Kiminin aslında her insan bir “Akıl hastasıdır.” söylemine inanmak akılcı olmaz ama Freud’un önermesini ele alırsak hepimizin “Akıl Hastalığı Potansiyeli” taşıyan varlıklar olduğumuzu kolayca söyleyebiliriz.

Akıl hastalığı ya da psikopataloji dediğimiz şey kendine ve topluma uyum sağlayamadığımızda ortaya çıkıyorsa mesela Martin Luther King’i, Atatürk’ü ya da Mahatma Ghandi’yi akıl hastası gibi mi kabul etmeliyiz? Onlar içlerinde olduğu topluma uyum sağlamayı seçmediler sonuçta.

Başkaları tarafında kolayca psikopat olarak tanımlanabilecek çok başarılı yöneticiler, sanatçılar ya da sporcularla çalışma şansı yakaladım. Çoğunun en önemli özelliği bu fay hatlarını kırdıktan sonra ortaya çıkan toplumsal ya da bireysel uyumsuzluğun içlerinde oldukları toplumu dönüştürme, değiştirme ve farklılaştırma yönünde evirildiğini fark ediyorum. Eğer dönüştürmeyi başaramasalardı akıbetleri hapiste ya da akıl hastanesinde de bitebilirdi.

Psikopataloji, normal olmama kavramından besleniyor. Normal değilim ya da normal değiliz ama kimler normal olmak istiyor ki? Elbette fay hatları kırılmasın diye kendini korumaya çalışanlar. İlerleyenler ise fay hatlarının kırılmasından sonra ortaya çıkan enerjiyle büyük bir dönüşüm yaşatıyorlar. Dönüşüm yaşıyorlar demektense dönüşüm yaşatıyorlar demeyi tercih ediyorum. Çevrelerindeki insanlar onlardan çok daha fazla değişiyor.

Peki siz kendi fay hatlarınızı kırmaya -kafayı kırmaya (!)- yakın olduğunuzu nasıl anlarsınız?

  • İçinde olduğunuz ailenin, mahallenin, toplumun kuralları devamlı olarak öfkeli olmanıza neden oluyordur?

  • Yerinizi, bölgenizi, ülkenizi değiştirmeyi bir türlü istemiyorsunuzdur?

  • Toplumun ya da bölgenin değişimi için çevrenizdekileri bıktıracak düzeyde çok konuşuyorsunuzdur?

  • Zaman zaman kendinizi başka bir durumu hayal ederken buluyorsunuzdur?

Yukarıda saydığım özelliklerin varlığı halinde Fay Hatlarınızın bir kristal gibi dağılma olasılığı pek de düşük değildir. Ancak bu kırılmanın sizi iyi bir yere ya da kötü bir yere götürmesi sizin ne yaptığınıza bağlıdır.

Denklemin içerisinde kendinizi kurban gibi hissediyorsanız bu sizi pasifleştirecek ve duyarsızlaşmayı beceremezseniz fay hatlarınızın çatırdamasına sebep olacaktır. Eğer tam tersi içinde olduğunuz ortamın kurallarını ya da ortamın kendisini değiştirmek yönünde aktif bir eylem durumuna geçmenizi sağlarsa işte o zaman bir olasılık fay hatlarının kırılması dolayısıyla ortaya çıkan enerji çevrenin size uyumlanmasını sağlayacaktır.

Sözün özü, üç seçeneğiniz var: Uyumlu olursanız normal, uyumsuz olursanız önce deli sonra dâhi olma şansına sahipsiniz. Görünen o ki dâhinin yolu da deliden geçiyor.

Hadi yorumlara sizi en çok neyin delirttiğini yazın, böylece hangi fay hattının kırılmak üzere olduğunu anlarız.

Facebook
Instagram
Twitter
LinkedIn

Bu içeriğe ait yorum yoktur
Bu içerikleri de okumak isteyebilirsiniz