Üç Ay Önce Oğlunu Kaybeden Ebru Şallı'ya Tatile Gittiği İçin Yapılan Çirkin Yorumlar ve Anneliğin Kutsal Olduğu Safsatası

26.07.2020
meltemler
Onedio Editörü
116K
27

Evladını kaybeden Ebru Şallı'yı artık biraz rahat bıraksak nasıl olur?

Ebru Şallı iki yıldır lenfoma tedavisi gören oğlu Pars'ı Nisan ayında kaybetmiş, dünya üzerinde var olan muhtemelen en kötü acıyla karşı karşıya kalmıştı; üstelik hiç dinmeyen bir acı...

Doğurmanın, anneliğin, bir evlada sahip olmanın ne demek olduğunu bunu ancak yaşayanlar bilir. Bir anne olarak Ebru Şallı'nın evladına duyduğu sevgiyi anlasam da, yaşadığı acıyı tahayyül edemiyorum.

"Hissettiğim acı, işte o ateş topu… Birileri, içime atmış gibi."

Anneler Günü'nde Ayşe Arman'a röportaj veren ve zor günlerini nasıl geçirdiğini, bu acıyla nasıl başa çıktığını anlatan Ebru Şallı ateşin düştüğü yeri yaktığını şu sözlerle anlatmıştı: "Üzerinde alevler olan bir top. Oradan oraya çarpıyor içimde. Dönüyor dönüyor, tüm vücudumu sarıyor. Sonra kora dönüyor, o koru da hissediyorum. 'Bitti mi yoksa?' derken, yangın tekrar başlıyor. İlacın ya da herhangi bir şeyin fayda edeceğini düşünmüyorum. Belki mental olarak bir süre edecektir. Ama sürekli ilaçla da yaşanmaz. Yapacak bir şey yok, ateş düştüğü yeri yakıyor. Ömür boyu da yakacak."

Bu röportajın ardından Ebru Şallı'nın Instagram paylaşımına çirkin yorumlar gelmiş, hatta Pınar Altuğ da bu kendini bilmezlere ders niteliğinde bir cevap vermişti.

Sosyal medya bu, ağzı olanın konuşabildiği ve dilediği gibi yorum yapabildiği bir yer en nihayetinde ama evladını henüz kaybetmiş bir anneye de yapılmaz diye düşünüyorsunuz. Evet, yapılmaz ama yapılıyor ve bunun da sebepleri var; birazdan anlatacağız. Önce Ebru Şallı'ya gelen diğer çirkin yorumlara bakalım.

Ve Ebru Şallı geçtiğimiz günlerde tatile çıktı, birkaç gün önce de mayolu bu fotoğrafını kendi şahsi, özel, kişisel Instagram hesabında paylaştı.

Ve ahlak bekçileri ile insanların acısıyla nasıl başa çıktığını sorgulayanlar yeniden ortaya çıktı: Ebru Şallı tatile çıkamazmış, çıksa bile mayo giyemezmiş, giyse bile bunu paylaşamazmış. Her koşul için öne sürdükleri en az bir saçmalık olan bu topluluğun asıl derdi elbette Ebru Şallı değil, kadınların kendisi...

Annelik Türkiye'de kadının ulaşabileceği en üst mertebe olarak görülüyor ve kutsal addediliyor.

Ataerkilliğin kadınları toplumda etkisiz hale getirmeye yönelik en büyük adımlarından biri olan ve bir çocuğun tüm sorumluluklarını kadına yükleyen bu kutsallık safsatası tabii ki bir yalan üzerine kurulu.

Medya tarafından kadını toplumdan dışlayacak yönde şekil verilen annelik "özsel olarak kadına aitmiş gibi gösteriliyor."*

Anne olmayan kadınlar mutsuz gösteriliyor, her annenin iyi olduğu varsayılıyor, kadın kimliğinin yaşanmasının sadece annelikle ilgili olmadığı kabul edilmiyor. Kadınlığın anneliğe, anneliğin de kutsallığa işaret ettiğine inanılıyor.

*

Anneliğin içgüdüsel bir şey olduğu söylenerek sömürülen kadınların hayatları ve gelecekleriyle ilgili hayalleri ellerinden alınıyor ve yalnızca annelik rolüyle hayatını geçirmeleri bekleniyor.

Eğitiminden, toplumsal konumundan, kariyerinden bağımsız bir şekilde sistematik olarak her kadın buna maruz kalıyor.

Gönüllü köleler yaratmak isteyen sisteme inat, bir kez daha sesli bir şekilde dile getirelim: Annelik kutsal değildir!

Ebru Şallı'yı da rahat bırakın artık...

Bu içerikler de ilginizi çekebilir: 👇

Bunları da Mutlaka Oku

Yorumlar
evelyn.mchale

Bence annelik kutsaldır. Bir çocuğun anneliği, bir kedinin-köpeğin anneliği kutsaldır. Bulaşık yıkamaktan aciz yetiştirilen kocanın yemesinden içmesine kadar her şeyini sağlayan kadının yaptıkları da annelik sayılır, o da kutsaldır. Annesi olmayan çocuklarına kol kanat geren babanın yaptıkları da anneliktir, o da kutsaldır. Liste uzaaar gider benim nezdimde. Çünkü bence annelik kutsaldır; anneler değil.

1 hafta Önce
arsenic

Teyzem gencecik kızının intihar etmesiyle onu kaybettikten sonra birsüre ağlayamadı. Birsüre sonra kendisine hobi bahçesi yaptı. Etrafındakiler tabii ki fısıldaşmaya başladılar. Onun anneliğini sorguladılar. Hatta çocuğunun intiharından onu sorumlu tuttular. Ama bir zaman geldi ki o taş kesilmiş kadın bir harabeye döndü, gözlerine hiç geçmek bilmeyen bir acı çöktü. Ben onun acısını ı gözlerinde gördüm. Hiçbirşeye benzemeyen, sanki ruhunu çekip almışlar gibi duran gözlerinde. Kimsenin ne yaşadığını bilemezsiniz. Belki böyle hayata tutunmaya çalışıyordur, belki oğluna veda ederken böyle bir söz vermiştir. Ben bile çok üzüldüm, çünkü çok güzel çok sevgi dolu özel bir çocukmuş, ki anneyi yargılayabilmekte ne bileyim..

1 hafta Önce
TÜM YORUMLARI GÖR (27)
Bu içerikleri de okumak isteyebilirsiniz