Teniste bazı maçlar vardır, skor tabelasıyla ölçülemez! Yıllarca sürer, taraftar yaratır ve spor tarihine kazınır. Bu rekabetler yalnızca kazananı değil, tenisin yönünü de belirledi. İşte tenis tarihinin en büyük rekabetleri! 👇
Teniste bazı maçlar vardır, skor tabelasıyla ölçülemez! Yıllarca sürer, taraftar yaratır ve spor tarihine kazınır. Bu rekabetler yalnızca kazananı değil, tenisin yönünü de belirledi. İşte tenis tarihinin en büyük rekabetleri! 👇
Bu rekabet yaklaşık 15 yıl sürdü ve tenis tarihinin en çok konuşulan eşleşmesi oldu! Nadal, Federer’e karşı oynanan maçların genelinde daha fazla galibiyet aldı. Özellikle 2008 Wimbledon finali, tenis tarihinin en unutulmaz maçlarından biri olarak kabul edilir!
Bu iki isim arasındaki maçlar genellikle uzun ve fiziksel olarak çok zordu. Djokovic, yıllar içinde Nadal’a karşı galibiyet sayısında öne geçti. Rekabetin en unutulmaz karşılaşması ise 2012 Avustralya Açık Finali oldu. Bu maç 5 saat 53 dakika sürerek Grand Slam finalleri tarihinin en uzun maçı olarak kayıtlara geçti. Bu eşleşme, teniste dayanıklılığın ve sabrın ne kadar belirleyici olabileceğini herkese gösterdi!
Bu rekabet özellikle büyük turnuva finalleriyle akıllara kazındı. Djokovic, Federer’e karşı oynanan maçların genelinde galibiyet sayısında üstünlük sağladı. Rekabetin en çok konuşulan karşılaşması 2019 Wimbledon finali oldu. Maç 4 saat 57 dakika sürdü ve Djokovic, Federer’i 5 set sonunda mağlup etti. Bu maç, Wimbledon tarihinde tie-break ile biten ilk final olarak da kayda geçti!
Tenis tarihinde bu kadar uzun süre zirvede kalan iki kardeş görmek nadir bir durum! Serena, Venus’e karşı oynadığı maçların büyük çoğunluğunu kazandı ve rekabette net bir üstünlük kurdu. En dikkat çeken karşılaşmalar 2001 - 2003 yılları arasındaki Grand Slam finalleri oldu, Serena bu finallerin tamamını kazandı. Bu rekabet, kadın tenisinde gücün ve atletizmin simgesi haline geldi.
Borg’un sakinliği ile McEnroe’nun agresif tavrı bu rekabeti ikonik hale getirdi. İki oyuncu birbirine oldukça yakın sayıda maç kazandı, bu yüzden rekabette net bir üstünlükten söz edilmiyor! 1980 Wimbledon finali, 5 set sürmesi ve unutulmaz tie-break’iyle tenis tarihine geçti. O maçı Borg kazandı ve rekabetin simgesi haline getirdi.
Bu iki isim tenis tarihinde en çok karşılaşan rakiplerden biri oldu. Navratilova, Evert’e karşı oynanan maçlarda genel olarak daha fazla galibiyet aldı. Özellikle 1980’ler boyunca oynanan finaller, bu rekabetin zirve noktasıydı! İkilinin oyun tarzlarının zıtlığı, bu eşleşmenin yıllarca akılda kalmasını sağladı.
Agassi ve Sampras, tenis dünyasında iki farklı oyun anlayışını temsil etti. Sampras, Agassi’ye karşı oynanan maçlarda galibiyet sayısı açısından üstünlük kurdu. Özellikle 1999 Wimbledon finali, Sampras’ın kazandığı ve rekabetin en net örneklerinden biri olan maçlardan biri oldu. Bu eşleşme, 90’ların tenis algısını şekillendirdi!
Bu rekabet daha kısa sürmesine rağmen etkisi çok büyük oldu. Graf, Seles’e karşı oynanan maçlarda genel olarak üstünlük sağladı. 1990 ve 1992 yılları, bu rekabetin en yoğun yaşandığı dönemlerdi. İkilinin karşılaşmaları, kadın tenisinde daha agresif ve hızlı bir oyunun önünü açtı.
Bu rekabet Federer’in kariyerinin erken döneminde oldukça belirleyici oldu. İlk yıllarda Hewitt, Federer’e karşı net bir üstünlük kurdu. Ancak 2004’ten itibaren denge tamamen değişti ve Federer rekabette öne geçti. Bu süreç, Federer’in zirveye giden yolunun önemli bir parçasıydı.
Bu rekabet hala devam ediyor bu yüzden sonuçlar zamanla değişebilir. Şu ana kadar oynanan maçlarda Alcaraz, Sinner’a karşı galibiyet sayısında az farkla üstün durumda. Özellikle 2022 ve 2023’te oynanan büyük turnuva maçları, bu rekabetin geleceği hakkında güçlü sinyaller veriyor! Tenisin yeni dönemine bu iki isim yön veriyor diyebiliriz!
Vay be Agassi, Williams kardeşler, Steffi Grac, Monica Seles ne güzel maçlar çıkardılar. Serena Williams’ı izlemeyi özellikle çok severdim
başarılı bir derleme. becker-lendl, becker-edberg de eklenebilirmiş.
Baya güzel