Ve zaman onların olduğu yerden akıyor zaman ama farkındalıksız… Ruhu mahkum doğanlar asla zamanda değil, ve onlar için saat dehşeti geçiyor, ya da dehşete beş kalıyor. Her saatin akrebi kendisini sokuyor. Bir de zorla yüklendiğimiz ömürler için akan zaman var. Başkası için yaşanan ve başka başka kişilerin hesaplarını tuttuğumuz bir ömrün de zamanı bu. Çoğu pişmanlık ve insan yine ziyanda… İnsanın neşesini yakıp buna neşelenen bir hasetin de zamanı var. Asla kendisi olmadan, istediğim şey kimsede olmasın ve yeter ki bende de olmasın yangınındaki için zaman nasıl geçer? Bekleyerek… Hasetin, hasetçinin zamanı hangi dua, hangi tütsüyle puf olursa orada zamanla insan kendi lehine planlar yapar.
Zamanın değerini bilenler de var. Onlara çocuk, ya da meczup, ya da bilgeler diyoruz. Büyümek için zehir içtikçe, aklı güç yaptıkça ve bilmekten yaşamaya geçmedikçe zaman bizden geçer. Zaman, tutulmayan, tutunulamayan bir değer olarak muhteris hikayelerimizde ne hikmetse bir varmış bir yokmuş diye orada zamanın başına sonuna çizgiler çizer. Başlayan biter ve zaman biz onu fark ettiğimizde çoktan geçmiştir. Biz çoktan içi geçmiş bir gezegende hala yer bulamamış ve hala hırsından birbirinin hayalini kemiren birileri olabilir miyiz? Kainat ne büyük ev ve ne büyük kaos! Bu kaosta güçlü olan mı , zamanı fark eden onu yaşayan mı hayatta kalacak ? Ya da daha ileri beyinler için dünyadaki guguklu saatlerin hükmü çoktan bitmiş olabilir.
Instagram
Twitter