Size saygı göstermeyen birine saygı göstermek tüm dünyaya yapabileceğiniz en büyük kötülük olabilir. 🤔
Size saygı göstermeyen birine saygı göstermek tüm dünyaya yapabileceğiniz en büyük kötülük olabilir. 🤔
Bu ilginç konuyu araştırırken Karl Popper'ın Açık Toplum ve Düşmanları kitabından ve anılarını anlattığı şu röportajdan faydalandık.
Trafikte karşılaşılan bir kişinin ortada somut hiçbir sebep yokken birden saldırganlaşması çok sık olsa da bunun medyaya yansıması durumun trajikliğini gösteriyor. Geçtiğimiz aylarda yaşanan şu olayı ele alalım, bir kadın trafikte iki adam tarafından sıkıştırılıyor ve aralarındaki haklılık/haksızlık tartışmasını bir kenara bırakırsak, sakin kalan kişinin aracına zarar veriliyor.
Sonrasında olay karakola gidiyor, kişiler yargılanıyor, sosyal medyada tepkiler yükseliyor vesaire...
Belki bu ekstrem bir durum ama hangimiz maganda ruhlu, hiçbir şeye tolerans göstermeyen kişilerle karşılaşmıyoruz? Okul, iş yeri, sokaklar, her yer 'hayatı savaş alanı olarak gören' kişilerle dolu. Biz onların yüksek perdeden yaklaşımlarına medeniyet sınırlarında yanıt vermeyi tercih ediyoruz.
İkincisi, kişiye yanıt verdiğimizde ona itaat etmiş olacağımızı düşünüyoruz. Yani onun bu saldırgan tavrına yanıt verirsek başka insanlara da benzer biçimde davranacağını, bu çıkışın sonucundan tatmin olacağına inanıyoruz.
Yok sayılanlar ise 'adil' davranarak diğerlerinin de hakkını gözetiyor, çünkü olması gerekenin, insanlığa karşı sorumluluklarının bu olduğuna inanıyorlar.
Bakın, yukarıdaki örnekte de burada da inanmaktan bahsettik. Çünkü gerçekler pek de öyle değil.
Bu konuda filozof Karl Popper'a kulak verelim, onun bize anlatacakları mühim.
Çevredeki herkesi tehdit eden, ideolojileriyle çelişenlerin canına kıyan bu çeteyi saldırı yaşama korkusuyla geçen günlerinde mercek altına almaya karar verir. Aklına takılan soru şudur, neden bu insanlara tolerans gösteriyoruz ve bu toleransın sınırı ne, bu saldırgan tavırlara neden tolerans gösteriyoruz?
Sınırsız hoşgörü zorunlu olarak hoşgörünün kaybolmasına yol açar. Sınırsız hoşgörüyü hoşgörüsüz olanlara bile gösterirsek, hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin saldırısına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülüler ve onlarla birlikte hoşgörünün kendisi de ortadan kalkacaktır.
Bu durum ortaya bir hoşgörü paradoksu çıkarıyor, içinden çıkmak hayli zor.
Hoşgörüsüz insanları yok saymak bile onları hoşgörmek anlamına geldiğine göre Popper'a göre dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorsak görevimiz hoşgörüsüzlüklerle karşılaştığımızda hoşgörülü karakterimizi bir kenara bırakıp gereken tepkiyi göstermemiz gerekiyor.
Aksi halde gaddar yöneticiler, diktatörler ve magandalar sonsuza dek dünyayı iyi insanlar için yaşanmaz hale getirecekler.
Peki, sizce bu hoşgörü paradoksundan çıkış yolu ne?
Fazla hümanizm, ahmak olmayı gerektiriyor bu devirde. İnce ruhlu, saf, temiz insanlara her türlü hoşgörü sağlanmalı. Ama çirkef, karaktersiz, canlılara kötü davranan primatlara hoşgörünün zerresini vermemek lazım.
Bir takım mitleri kalkan olarak kullanarak yaşadığı ülkenin kurucu değerlerine saldıran, irade yoksunu, doğa, kadın ve hayvan düşmanı sübyancı sapıklara hümanist akımların rüzgârına kapılarak fırsat vermeyin falan diyor galiba!
anlayış gostere gostere dahada azıtmalarına sebep olunuyor cıcek atana cıcek yumruk atana yumruk atacaksın bu devırde