Yakında dışarıdan vitamin takviyesi almadan yaşamak mümkün olmayacak gibi görünüyor.
Yakında dışarıdan vitamin takviyesi almadan yaşamak mümkün olmayacak gibi görünüyor.
Buna sebep olarak çoğu zaman yoğun yaşam temposu, stres, uykusuzluk ve ne kadar sağlıklı beslenilirse beslenilsin yapılan kaçamaklar öne sürülüyor.
Üstelik hiçbir vitamin takviyesine ihtiyaç da duymuyorlardı. Günümüzde yaşlılar halen gençlere taş çıkarıyor ve bunu da kendi zamanlarındaki beslenmeye dayandırıyor.
İnsanlar binlerce yıl boyunca tarım tekniklerini geliştirmek için tohumları ıslah etti, değiştirdi, geliştirdi. Günümüzdeki neredeyse hiçbir sebze ve meyve eski çağlarda aynı görünüşe, tada sahip değildi. Peki bu değişimler sırasında içerdikleri vitamin ve mineral oranları nasıl değişti?
Üzücü ama artık sadece tatları ve karın doyurma için yiyoruz. Eksik kalan vitamin ihtiyacını da takviye vitaminler ve ilaçlarla desteklemeye çalışıyoruz.
Bu anlamda 1930, 1955, 1970, 1985, 1996 ve 2002 yılında yapılan bilimsel çalışmaların hepsi giderek sebze ve meyvelerdeki besleyiciliğin abartılı şekilde düştüğünü gösteriyor. İsviçre, Almanya ve İngiltere'de onlarca farklı sebze ve meyve grubuyla çalışan bilim insanları farkı açıkça ortaya koyuyor.
• Brokoli: Kalsiyum oranı 103'ten 28 mg'a, amino asitler 48'den 18'e, magnezyum 24'ten 11'e düşmüş.
• Fasulye: Kalsiyum 56'dan 22'ye, amino asitler 39'dan 30'a, magnezyum 26'dan 18'e gerilemiş. B6 vitamini oranı ise 106'dan 32'ye düşmüş.
• Patates: Kalsiyum oranı 1985'te 14 mg iken 2002'de 3'e düşmüş. Magnezyum da 27'den 14'e gelmiş.
• Havuç: Kalsiyum 37'den 26'ya, magnezyum 21'den 6'ya gerilemiş.
• Ispanak: Magnezyum 62'den 15'e düşmüş. C vitamini değeri ise 51'ken 18 olmuş.
• Elma: Elmanın C vitamini oranı 5'ten 2'ye gerilemiş.
• Muz: Kalsiyum değeri 8'den 7'e, amino asitleri 23'ten 5'e, magnezyum 31'den 24'e, B6 vitamini ise 330'dan 18'e düşmüş.
• Çilek: Kalsiyum 21'den 12'ye, C vitamini 60'tan 8'e düşmüş.
Daha eski araştırmalarla da karşılaştırdıkça bu yiyeceklerin besin değerlerinin nasıl yok olduğu görülebiliyor. Peki bu kötü gidişatın sebebi tam olarak ne?
Tarım için kullanılan topraklar verimsizleşiyor. Çevre kirliliği ve doğal afetler ile verimli topraklar kaybediliyor. Hızlı büyüme, verimli tarım arazilerinin yerleşim ve başka amaçlarla kullanılması da tarımın verimsiz topraklarda yapılmasına sebep oluyor.
Bizim yeni tanıştığımız GDO kavramı aslında çok uzun zamandır var. Doğal kaynaklar dünya nüfusunu beslemek için yetersiz olduğundan tohumlar üzerinde sıkça çalışmalar yapılıyor, tek hasatta daha fazla ürün elde etmeye çalışılıyor ve haliyle de besin kalitesi düşüyor. Doyuruculuk ve ucuz fiyat öne çıkıyor.
Pestisit ve herbesit adıyla bilinen ve çiftçilerin modern tarımda sıkça kullandığı zehirli ilaçlar topraktaki faydaları da yok etmiş oluyor. Bu tarım ilaçlarının sağlığımız üzerindeki olumsuz etkileri halen tartışma konusu.
Soğuk hava depolarında uzun süre bekletilen, fiyat yükseltmek için stoklanıp saklanan sebze meyveler besleyiciliklerini kaybediyor.
Bu gidişle hiçbir besleyiciliği olmayan gıdaları sadece tat için yiyerek ihtiyacımız olan vitamin ve mineralleri haplardan karşılayacağız. Zaten belki de farkında olmadan çoğumuz bu yaşam tarzına geçti bile.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Vay halimize 😩