Atatürk, Sabiha Gökçen'e gereken bütün şeyleri anlatır ve beraber Karpiç'e giderler. O akşam restoranda Fransız Büyükelçi Henri Posot ile elçilik erkanı da bulunmaktadır.
Sevüktekin Paşa, Atatürk'ün tertiplediği tiyatronun 1. perdesinde Büyükelçi'ye hitaben, sonunda Fransızların Hatay'ın Türkiye'ye ait olduğuna karar vereceklerine inandığını, ifade eden bir konuşma yapar.
'Biz gençler bunun daha çabuk olmasını istiyoruz! Eğer bizi dinlemeyip daha da gevşek hareket edecek olursanız biz bu şekilde de hareket etmesini biliriz!'
Atatürk ise polislere, 'Ne duruyorsunuz? Ne yapmak lazımsa yapın. Alın götürün ve bu hareketin cezası neyse kendisine verilsin.' der. Ve böylece tiyatronun 3. perdesi de bu şekilde biter.
İcabında Atatürk'ün emri ile ölüme bile gidebileceğini söyleyen Gökçen, kendisinin bu isteğini de eksiksiz bir şekilde yapacağını ifade eder. Ve gerçekten Atatürk'ün de söylediği gibi polisler Gökçen'i Adliye Sarayı'na götürürler.
Böylece Atatürk'ün tiyatrosunun vermek istediği mesaj yerine yani Fransa'ya ulaşır. Sonrasını biliyorsunuz zaten...
bak gençleri ben de tutamam.
arada hobi olarak antik savaslari, buyuk generallarin hayatlarini okuyorum. taktik anlamda savas meydaninda asla yenemiyeceginiz cok buyuk dahi komutanlar var ama hem buyuk komutan olup hemde gercek devlet adami olan, politikaya diplomasiye hakim, savas meydaninin otesine ayni deha ile hukmedebilen sadece 2 isim biliyorum biri sezar oteki ataturk. sun tzu'nun dedigi gibi gerce ustalik savasmadan kazanabilmektir. ataturk bunu cok iyi uyguluyor. seyh sait isyani cikmasa muhtemelen kuzey irak'ida benzer sekillerde alirdi ama hic bir akli basinda komutan arkasi saglam degilken buyuk bir ofansa kalkismaz.