Saatlerce Vakit Harcadığımız İnternet ve Televizyon Nedeniyle Oluşan Birbirinden İlginç 5 Kişilik Bozukluğu

1. Truman Show Sendromu

1998 yapımı ve başrolünde Jim Carrey'nin bulunduğu 'The Truman Show' filmindeki Truman Burbank hayatını bir televizyon programının içinde geçirmektedir ancak bunu bilmez. Yaşadığı şehir ise tamamen bir settir. Film boyunca Truman, gökyüzünden bir lamba düşmesi gibi olaylarla yavaş yavaş gerçekleri çözmeye başlar.

2002 yılında Joel ve Ian Gold isimli psikiyatrist kardeşler, hayatlarının 7/24 kayıt altında ve tanıdıkları herkesin oyuncu olduğuna inanan hastalar ile görüşmeler yapıyorlardı. Bu hastalardan biri yetenekli aktörler tarafından kandırıldığını ve bir sette yaşadığından emindi. 11 Eylül olaylarından sonra orayı görmeye New York'a giden bu adam İkiz Kuleler'e yapılan saldırının da programın bir parçası olduğuna inanıyordu ve gittiğinde İkiz Kuleler'in yıkılmamış olduğunu görürse hayatının bir program olduğunu kanıtlayacağını düşünüyordu.

Truman Show Sendromu ismi 2008 yılına kadar ortaya çıkmadı ancak Gold kardeşler birden fazla hastanın direkt olarak filmi örnek olarak gösterdiğini keşfedince adı Truman Show Sendromu olarak kaldı. Çoğunlukla 25-34 yaş arası beyaz erkeklerde olmak üzere 40'ın üzerinde vaka doğrulanmıştır.

2. Münchausen by Internet Sendromu

Münchausen sendromu (kişinin başkalarından ilgi ve sempati elde etmek için hasta ya da mağdur olarak davranması) gibi, Münchausen by Internet sendromu da insanların İnternet ortamında ilgi kazanmak için uydurma bir hastalık, travma ya da mağdurmuş gibi davranmasıdır. 

Bu tür bozukluk ilk olarak 2000 yılında sohbet odalarında ya da forumlarda görülmüştür. Günümüzde ise bu tür kişilik bozukluğuna sahip insanları bloglarda ya da sosyal medyada görmek mümkündür, en ünlüsü ile 40 yaşındaki Debbie Swenson vakasıdır. 

Debbie Swenson, iki yıl boyunca 19 yaşındaki lösemili bir kızın deneyimlerini yazdığı bir bloga sahipti ancak yazdıklarının hepsi tamamen uydurmaydı. Daha sonra kendisini Kaycee'nin (gerçek olmayan lösemi hastası kız) annesi olarak göstererek onun adına da blog yazmaya başladı ve hızla büyük bir takipçi kitlesine sahip oldu. 2001 yılında Debbie Swenson, Kaycee'nin anevrizmadan öldüğünü ancak cenaze gibi detayları vermediği için takipçileri ondan şüphelenmeye başladı. Daha sonra takipçileri aslında Kaycee'nin gerçek olmadığını yavaş yavaş ortaya çıkarttı ve Debbie Swenson sonunda bu karakteri başka kanser hastalarının hikayelerini birleştirerek ortaya çıkarttığını itiraf etti.

3. Konversiyon Bozukluğu

Daha öncelerde 'kitle histerisi' adı verilen Konversiyo bozukluğu genellikle sadece birlikte çok fazla vakit ya da önemli bir anı birlikte geçiren insan gruplarında ortaya çıkar. Semptomları arasında nörolojik olarak görülen sinirsel tiklerdir ancak bunun nörolojik bir nedeni yoktur. Teoride, bir kişi esnediğinde odadaki herkesin de esnemesine benzer bir şekilde semptomlarla, başkalarının bilinçsizce taklit edilmesiyle yayılır. 

Örnek olarak; birkaç kız durup dururken göz seğirmesi, birdenbire bir şeyler söyleme, tik gibi semptomlar yaşadıktan sonra bu durumu video olarak çekip şehirlerindeki gizemli hastalık olarak YouTube'da paylaşırlar. Daha sonra bu videoyu izleyen öğrencilerin de benzer semptomlar göstermeye başlar. Bir araştırmacı bu bozukluğun sosyal medya kullanımı ile kolayca yayıldığını düşünüyor. Bu kızların vakasına konveksiyon bozukluğu teşhisi koyulmuş ancak YouTube aracılığı ile yayıldığı düşünülürse, video aracılığı ile yayıldığı kayıt edilen ilk konveksiyon bozukluğu vakası...

4. Paris Sendromu

Işıklar şehri Paris... Herkes modelmiş gibi harika, mükemmel elbiseler, arka fonda çalan akordeon... Ancak Paris gerçekte böyle bir yer değil. Bazı turistler ise bunu zor yoldan; depresyon, çarpındı, halüsinasyon, baş dönmesi, taşikardi ve saldırganlık gibi semptomlar ile keşfetmiş. Neredeyse yalnızca Japon turistlerde görülen Paris Sendromu, Fransız-Japon Tabipler Birliği başkanına göre Japon dergilerinde olduğundan çok daha farklı idealize idilmiş bir Paris'ten dolayı ortaya çıkıyor. 

Bu sendroma sebep olduğu düşünülen en önemli faktör ise dil engeli. Japonca konuşan Fransız, Fransızca konuşan Japon sayısı oldukça azdır. Bu ikili dili bilen biri deyimler ve günlük ifadeler gibi her iki dilde de bildiği şeyleri kullanırken kafası karışır. Bu etkilere bir de kültürel farklılık, jet lag gibi olumsuz etkiler de etkilendiğinde ciddi bir anksiyete atağı ortaya çıkar. Japon büyükelçiliği Paris'te bu sorunları yaşayan vatandaşları için 24 saat açık bir yardım hattı kurdu. Bu konu hakkında YouTube'da kısa bir belgesel bile bulunuyor. Buradan izleyebilirsiniz.

5. Acımasız Dünya Sendromu

Haberleri izlediğinizde keyfiniz kaçıyor olabilir, savaşlar, doğal afetler ve cinayet gibi şiddet içerikli konular haberlerde en önem verilen konulardır. Bu nedenle bazı insanlar dünyanın olduğundan çok daha korkunç bir yer olduğuna inanıyor. 

Acımasız Dünya Sendorumu'nun tanımladığı bir sosyal teori olan yetiştirme kuramının temel ilkelerinden biri, bir kişi ne kadar çok medyaya maruz kalırsa, dünyayı algılama şekli de gerçekliği o kadar azalır. Medyada, gerçekte yaşadığımız dünyadan çok daha şiddetli ve tehlikeli bir dünya tasvir edildiği için insanların zihninde yeni bir gerçeklik oluşur, olduğundan acımasız ve tehlikeli bir dünya. Acımasız Dünya Sendromu farklı medya çeşitlerinin çoğalması ve insanların kolayca erişebilmesi ile zamanla daha da yaygınlaşmıştır. Semptomlardan en baskını agorafobi, yani alan korkusudur (evinden çıkmak istemeyen, kalabalık yerde durmak istemeyen, uçak ve tren gibi araçlarla seyahat etmekten korkan kişi). 

Tekrarlanan araştırmalar göre daha fazla televizyon izleyenlerin insanlar, diğer insanlara çok daha az güveniyor ya da arkadaşlıklarını çıkar ilişkilerine göre seçiyorlar.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

İstisnasız Herkesin Birkaç Tanesinden Muzdarip Olduğu 17 Psikolojik Sendrom
Belki de Hepsini İlk Kez Duyacağınız Nadir Görülen Sıra Dışı Psikolojik Bozukluklar
Birçoğumuz Bunları Yaşıyor! Okuduğunuzda 'İşte Ben' Diyeceğiniz 10 Yaygın Psikolojik Sendrom

Popüler İçerikler

Arka Sokaklar'a Dönen Şevket Çoruh'tan Kahkaha Attıran Serenay Sarıkaya Göndermesi!
Apartmanın Bodrumunda Cinsel İlişkiye Girerken Yakalanan Çift, Ev Sahibini Dövdü!
Korkunç İstismar İddiası: 13 Yaşındaki Çocuğa 'Görüntülerin Elimizde' Diyerek Cinsel Saldırıda Bulundular!
YORUMLAR
08.12.2020

#3 numara yanlış. Konversiyon demek "somatoform bozukluk" demek, "kitle histerisi" demek değil.

paris sendromunu tam olarak açıklayacak biri var mı? japonların beklemediği gibi bir şehir olduğundan dolayı ve çok uzun süre yolculuk yaptıkları için kafalarının karışmasından kaynaklı mı? aynı şey bizde de olmaz mı burdan auckland'e gitsek falan?

08.12.2020

kanka japon dergilerinde paris sanki cennet gibi lanse ediliyor aşırı yüksek beklenti oluyor afrikada kabileden amerikaya falan giden biri gibi bir beklenti içerisindeler bir de dilleri birbirine en zıt en zor dillerden biri o kadar büyük beklentilerle parise gidiyorlar aşırı abartıldığını görüyorlar ayrıca hiçbiri anlaşamıyor birbiriyle dil zorluğundan dolayı uzuun yıllarca belki para biriktirip geldikleri cennet paris fos çıkıyor ayrıca aşırı kültürel farklılıklar var alışmak en az birkaç hafta sürer o kadar zıt dil ve kültürler kısa süreli gittikleri için ona da alışamıyorlar bir de jet lag faktörü var yerel saati farklı olduğu ve arada saatler olduğu için biyolojik saat şaşıyo uykusuzluk baş ağrısı vb olunca hepsi üst üste geliyor stresle de birleşince Paris Sendromu oluyor

SEN DE YORUMUNU PAYLAŞ