Psikolojik teorilere göre modern yaşam, zihnin doğal işleyişini zorlayan yoğun uyarana maruz kalma hali yaratıyor. Sürekli ekran, bildirim, video ve ses akışı, zihnin duygusal deneyimleri sindireceği alanı daraltıyor. Uzmanlar, insanların artık yürürken podcast dinlediğini, yazarken video açtığını, sohbet ederken mesaj yanıtladığını belirtiyor. Böylece zihnin içsel işleme alanı parçalanıyor.
Jungçu psikolojiye göre ise dalıp gitme ve zihinsel takıntılar, yaşamda anlam eksikliği yaşandığında daha da güçleniyor. Jung, bastırılan yönlerin zamanla obsesyon şeklinde ortaya çıktığını vurguluyor. Macera ihtiyacı görmezden gelinen kişilerde içsel huzursuzluk artıyor. Psikologlara göre aşırı düşünme hali, yaşam amacından kaçmanın dolaylı yolu haline geliyor.
Uzmanlara göre düşünceler zihinsel temsillerden ibaret. Gerçek deneyimin kendisini yansıtmıyor. Ancak kişi düşüncelerle özdeşleştiğinde, hayali olan gerçek olandan daha baskın hale geliyor.
Daldan dala konma diyelim biz ona yani tek bir konu üzerinde yoğunlaşmak değil kısa aralıklarla üç dört konuyu sık sık dönüşümlü düşünmek getirisi söyleyeceğini unutmak bir yere koyduğun bir şeyi bulamamak sana söyleneni unutmak vs vs
yani bu iyi bir sey mi