Dağınık bir ortamda her nesne, beyin için yeni bir uyaran ve potansiyel bir yapılacak iş anlamına gelir. Bu durum zihni sürekli tetikte tutar ve farkında olmadan yorar. Oysa “7 dakika kuralı” gibi basit yöntemlerle küçük işleri anında halletmek, zihnin dış uyaranlarla verdiği mücadeleyi durdurur.
7 dakika kuralı, gözünüzde büyüyen bir işe “Sadece yedi dakika yapıp bırakacağım” diyerek başlamayı sağlar. Bu yaklaşım, beynin erteleme direncini kırar ve harekete geçmeyi kolaylaştırır. Çoğu zaman işe başladıktan sonra devam etmek de kendiliğinden gelir.
Gün içinde işlerin fiziksel olarak tamamlanması, zihinde huzurlu bir boşluk yaratır. Bu boşluk, özellikle gece ortaya çıkan düşünce döngülerini azaltır. Düzenli bir yaşam alanı ise beynin savunma mekanizmalarını gevşeterek derin ve kaliteli uykunun önünü açar.
Sonuç olarak, gün içinde tamamlanan her küçük iş ister bir e-postaya yanıt vermek ister bir kıyafeti yerine asmak olsun, gece daha kesintisiz ve rahat bir uykuya giden sessiz bir adıma dönüşür.
Yatak-uykusuzluk şartlanması tek ortak özellikleri bu insanların başka bir şey değil uyku kontrol edilecek bir şey değildir aksine kontrol etmeye çalıştıkça kaçar… Eğer uyuyamıyorsan 20 dakika içinde mutlaka yataktan çıkıp sıkıcı sakin bir şeyler yapmak lazım ışıkları tamamen açmadan saat veya telefona falan bakmadan bunlarda beynimize uyku emri veren şeyler uyku belirtisi geldiğin an tekrar dön sadece hepsi bu uyuyamıyorsan amaç beyni uykuya zorlamak değil uykuya davet etmek olmalı… Bunu kavrayan herkesin uyku refleksi düzelir bir süreden sonra kafayı koyduğu gibi mışıl mışıl 😴😴
yağmur sesi dinlerken fena uykum geliyor benim
Pek inandırıcı gelmedi. Somut işlerden çok bilincinde yada ruh dünyasında tamamlanmamış konuları, eksik kısımları olanlar daha zor dalar uykuya bence.