Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, güven problemleri veya sosyal kaygı nedeniyle bağ kuramayan bireylerde, üzüntü, yetersizlik hissi ve sürekli bir dışlanmışlık algısı gelişebilir. Araştırmalar, binlerce kişiyle çevrili birinin bile duygusal anlamda anlaşılamadığını hissettiğinde derin bir yalnızlık çekebileceğini, buna karşın tek bir dostu olan birinin kendini tamamen güvende hissedebileceğini gösterir. Bu noktada kritik olan, sosyal desteğin öznel algısıdır.
Sosyal izolasyon sadece ruhu değil, fiziksel sağlığı da doğrudan etkileyen bir faktördür. Uzmanlar istenmeyen yalnızlığın kronikleşmesi durumunda vücudun sürekli bir 'tehdit' modunda kaldığını belirtmektedir. Bu durum, uyku bozuklukları, yüksek tansiyon ve stres hormonlarında dengesizlik gibi fiziksel semptomlara yol açabilir. Psikolojik düzlemde ise depresif belirtiler ve özgüven kaybı, sosyal etkileşimden daha fazla kaçınmaya neden olan bir kısır döngü yaratır. Sosyal desteği güçlü olan bireylerin hastalıklara karşı daha dirençli olması ve travmaları daha hızlı atlatması, bağ kurmanın biyolojik bir ihtiyaç olduğunu kanıtlar niteliktedir.