1. Konuşmalar Yüzeyselleşir
Bir zamanlar saatlerce süren sohbetler yerini kısa, işlevsel cümlelere bırakır. “Günün nasıl geçti?” sorusu sorulur, “İyi” cevabı alınır ve konu kapanır. Derinlik, merak ve paylaşma isteği yavaş yavaş kaybolur.
Bağlanma teorisine göre duygusal bağın temel yapı taşlarından biri açık ve anlamlı iletişimdir. Bu akış kesildiğinde, bireyler kendilerini korumak için bilinçsizce geri çekilir. Daha az paylaşmak daha az risk almak gibi görünür; ancak bu aynı zamanda bağın zayıflaması anlamına gelir. Gününüzdeki önemli gelişmeleri partnerinizden çok başkalarına anlatıyorsanız, bu ciddi bir kopuşun işareti olabilir.
2. Gelecek Planları Ortadan Kalkar
Birlikte yapılan planlar artık belirsizleşir. Tatil konuşmaları, ortak hayaller ya da uzun vadeli hedefler yerini “bakarız”, “bilmiyorum” gibi kaçamak ifadelere bırakır. Hatta yakın bir hafta sonunu planlamak bile zorlayıcı hale gelir.
Sosyal psikolojide bu durum, bilişsel uyumsuzlukla açıklanır. İlişkinin geleceğine dair umut azaldığında, beyin bu çelişkiyle yüzleşmemek için plan yapmaktan kaçınır. Aynı zamanda duygusal tükenmişlik, uzun vadeli düşünme becerisini de zayıflatır. Geleceği konuşmak yorucu geliyorsa, bunun nedeni yalnızca yoğunluk olmayabilir.
3. Fiziksel Temas Azalır
Sorun yalnızca cinsel yaşamla sınırlı değildir. Günlük hayatta kendiliğinden gelişen küçük temaslar da kaybolur. El ele tutuşmak, omza dokunmak, kısa bir sarılma… Bunlar artık neredeyse hiç yaşanmaz.
Nörobiyolojiye göre fiziksel temas, bağlanmayı güçlendiren oksitosin hormonunun salgılanmasını sağlar. Temas azaldıkça bu biyolojik bağ da zayıflar. İlginç olan ise bedenin, zihinden önce bu kopuşu fark edebilmesidir. Fiziksel mesafe, duygusal güvenin azaldığının erken sinyali olabilir.
4. Tartışmalar Biter
Kulağa olumlu gelse de, bir ilişkinin en tehlikeli aşamalarından biri çatışmanın tamamen ortadan kalkmasıdır. Bunun nedeni uyum değil, ilgisizliktir. Eskiden sorun olan davranışlar artık tepki bile uyandırmaz.
Psikolojide bu durum “duygusal geri çekilme” olarak tanımlanır. Tartışmak, ilişkiye hala yatırım yapıldığını gösterir. Umursamamak ise genellikle vazgeçmenin habercisidir. Araştırmalar, yapıcı çatışmanın ilişkileri güçlendirebildiğini; asıl yıkıcı olanın kayıtsızlık olduğunu ortaya koyuyor.
5. Birlikteyken Bile Yalnız Hissedilir
En çarpıcı işaret budur. Fiziksel olarak bir arada olsanız bile derin bir yalnızlık hissi vardır. Bu, tek başına olmaktan bile daha ağır bir duygudur.
Bağlanma teorisine göre insanlar ilişkilerde yalnızca yakınlık değil, “güvenli bir üs” arar. Anlaşıldığını ve görüldüğünü hissettiği bir duygusal alan. Bu alan kaybolduğunda, karşı tarafın varlığı yalnızlığı azaltmak yerine daha da görünür kılabilir. Duygusal ihmal, açık çatışmadan bile daha yıkıcı olabilir.
En güzeli yalnızlık, herkese tavsiye ederim. 5 para etmediğini sonradan anlayacağınız kişiler için hiç fiziksel ve ruhsal sağlığınızı bozmaya değmez. Sonra faturaları ağır oluyor. 2 gram vitamin için 1 kamyon portakalla uğraşmayın.
Soğuk bir rüzgar eser önce hafifçe üşür fark edersin gülüşler bakış olur sonra kalbindeki o gereksiz telaşı hissedersin sonunu bildiğin halde değiştirmeye çalışırsın belki ertelenir ama son değişmez ilişkide bitiş bir kere dillendiyse akla düştüyse bir dönem sonra kaçınılması imkansız bir son haline gelmiştir sonra yolculuk başlar biz o yolcuyu yolundan çevirmek için boşa uğraşırız dedim ya hem dile hem akla düşmüştür bir kere
Bitirdiyseniz yürümüyorsa helede daha fazlasına sahip başkalarına yöneldiyseniz ş*refsizlik yapmayın hala hayatınızda kalmaya zorlandığınız insanlara açıkça dile getirin ki kimse sizin yüzünüzden ŞİZOFREN misin damgası yemek zorunda kalmasın..... (konunun özeti)