1. Mikro İfadeler ve Anlık Değişimler
Gerçek duygular, yüzde saniyenin 25’te biri kadar kısa bir sürede beliren 'mikro ifadeler' ile dışa vurulur. Kişi mutlu görünmeye çalışırken dudak kenarlarında beliren anlık bir aşağı sarkma veya korku ifadesi, söylenen sözlerle hissedilen arasındaki derin uçurumu gösterir.
2. Göz Teması Paradoksu
Popüler inanışın aksine, yalancılar her zaman göz kaçırmaz. Aksine, dürüst göründüklerine sizi ikna etmek için normalden daha fazla ve sabit bir göz teması kurmaya çalışabilirler. Öte yandan, sorulan bir soru karşısında gözlerin sağ üste (hayal gücü merkezine) kayması, bir anıyı hatırlamak yerine yeni bir hikaye inşa edildiğinin işareti olabilir.
3. Ses Tonu ve Konuşma Ritmi
Yalan söylemek bilişsel bir yük oluşturur. Bu gerginlik, ses tellerinin gerilmesine ve sesin normalden daha ince çıkmasına neden olur. Ayrıca uzmanlar, yalan söyleyenlerin zaman kazanmak için soruyu tekrarladığını veya 'dürüst olmak gerekirse', 'aslına bakarsan' gibi gereksiz onaylayıcı kelimeleri sıkça kullandığını belirtiyor.
4. Beden Dilindeki Tutarsızlık
Sözler 'evet' derken başın hafifçe iki yana sallanması gibi 'uyumsuz hareketler' en büyük ele vericilerdir. Ayrıca stres anında vücudun savunma mekanizması olarak elin ağıza gitmesi, buruna dokunma veya boyun bölgesini ovuşturma gibi davranışlar, kişinin kendini rahatlatma çabasının bir sonucudur.
5. Detay Bombardımanı
Dürüst bir insan olayları basitçe anlatırken, yalan söyleyen kişi hikayesinin boşluklarını kapatmak için gereksiz detaylara boğulur. Uzmanlar, 'Sormadığınız halde çok fazla detay veriliyorsa, bu dikkat dağıtma taktiği olabilir,' uyarısında bulunuyor.