İşte Pluribus’un izinden giden ve benzer bir zihinsel atmosfer yaratan diziler 👇
Bu çizgide ilk durak, 1959’da başlayan ve televizyon tarihine damga vuran The Twilight Zone. Dizi, her bölümünde farklı bir hikayeyle izleyiciyi alışıldık gerçekliğin dışına taşıyor ve insan doğasına dair evrensel sorgulamalar sunuyor.
Onu 1993’te yayın hayatına başlayan The X-Files izliyor; devlet sırları, bilinmeyen varlıklar ve komplo teorileri üzerinden ilerleyen yapım, gerçek ile kurgu arasındaki çizgiyi bilinçli biçimde bulanıklaştırıyor.
2019’da izleyiciyle buluşan Russian Doll, zaman döngüsü fikrini merkeze alarak bireyin kendisiyle yüzleşmesini konu alıyor ve tekrar eden olaylar üzerinden karakterin iç dünyasına odaklanıyor.
Yine 2019 yapımı Maniac, deneysel anlatımıyla zihinsel süreçleri, ilaç deneylerini ve bastırılmış travmaları ele alırken gerçeklik algısını sürekli sorgulatan bir yapı kuruyor.
Listenin en güncel halkası olan Devs ise 2020’de yayınlandı ve teknoloji, determinizm ve özgür irade konularını tek bir merkezde buluşturarak modern çağın en karanlık sorularından bazılarını gündeme taşıyor.
Bu diziler, farklı dönemlerde çekilmiş olsalar da aynı hissi paylaşan yapımlar olarak öne çıkıyor. Hepsi izleyiciyi konfor alanından çıkaran, kesin cevaplar vermekten kaçınan ve belirsizliği bilinçli olarak kullanan anlatılar sunuyor. Pluribus’u izleyip etkisinden çıkamayanlar için bu beş dizi, benzer bir zihinsel yolculuğun kapısını aralayacaktır.