Önüne Geçilemiyor: 200 Milyon Kurbağa Avustralya’yı Ele Geçiriyor

Avustralya’da 1935 yılında şeker kamışı tarlalarını korumak amacıyla getirilen kamış kurbağaları, aradan geçen yıllarda kontrol edilemez bir istilaya dönüştü. Başlangıçta zararlı böcekleri yok etmesi beklenen bu tür doğal düşmanları olmadığından hızla yayıldı ve bugün kıtanın ekosistemini ciddi biçimde tehdit ediyor.

Avustralya’da 1935 yılında tarımda çözüm olarak görülen bir karar, aradan geçen yıllar içinde kıta tarihinin en büyük ekolojik krizlerinden birine dönüştü.

Şeker kamışı tarlalarını korumak amacıyla Hawaii’den getirilen kamış kurbağaları, başlangıçta yalnızca zararlı böceklerle mücadele etmek için düşünülmüştü. Ancak ekolojik sonuçları hesaba katılmadan doğaya bırakılan bu tür, zamanla kontrol edilemez bir istilacıya dönüştü ve bugün sayılarının 200 milyonu aştığı tahmin ediliyor.

O dönem Queensland eyaletinde şeker kamışı üretimi büyük ekonomik önem taşıyordu.

Çiftçilerin en büyük sorunu ise bitki köklerine zarar veren gri sırtlı şeker kamışı böceğinin larvalarıydı. Kimyasal yöntemlerin yerine daha “doğal” bir çözüm arayan yetkililer, biyolojik kontrol fikrine yöneldi. Böylece Ağustos 1935’te Gordonvale çevresindeki tarlalara 2 bin 400 kamış kurbağası salındı. Beklenti, bu canlıların zararlı böcekleri hızla ortadan kaldırmasıydı. Gerçekte olan ise bambaşkaydı.

Kamış kurbağaları, hedef alınan böcek türleri yerine bölgede yaşayan yerli canlılara yöneldi.

Önceden yapılmış ciddi bir çevresel etki analizi olmadığı için bu sonuç kimseyi durduracak bir mekanizma da yaratmadı. Kurbağalar kısa sürede yayılmaya başladı ve Avustralya ekosisteminin alışık olmadığı bir tehdide dönüştü. Bu türü bu kadar tehlikeli kılan en önemli özelliklerden biri, bufotoksin adı verilen son derece güçlü bir zehir salgılamaları. Yumurtalarından iribaş evrelerine, yetişkinlikten ölü bedenlerine kadar her aşamada toksik olmaları, onları avlamaya çalışan yerli hayvanlar için ölümcül bir tuzak haline getirdi.

Avustralya’da bu zehre karşı bağışıklığı olan doğal bir avcı bulunmaması, istilayı hızlandırdı.

Kamış kurbağaları yalnızca böceklerle değil, küçük memelilerden kuşlara ve evcil hayvan mamalarına kadar bulabildikleri her şeyle besleniyor. Bu fırsatçı yapı, onları son derece uyumlu bir tür haline getirirken, yerli yırtıcılar onları avladığında zehirlenerek ölüyor.

Resmi veriler, tatlı su timsahları, monitör kertenkeleleri ve kaplan yılanları gibi ekosistemin kilit avcılarının ciddi biçimde etkilendiğini gösteriyor; bazı bölgelerde timsah popülasyonları önemli ölçüde azaldı. Kamış kurbağaları ayrıca kuş yuvalarına saldırıyor, yumurtaları tüketiyor ve yerli kurbağaları baskılıyor; ekosistem yavaş ama istikrarlı biçimde yeniden şekilleniyor. 2010 yılında Avustralya hükümeti, türü kıta genelinde kontrol edebilecek bir çözüm olmadığını açıkladı. Bir dişinin tek seferde on binlerce yumurta bırakabilmesi ve türün yıllık yayılma hızı, mücadeleyi neredeyse imkansız kılıyor.

İlginizi çekebilir:

15 Bin Kişilik Araştırmada Çalışanların En Büyük Stres Kaynağı Belli Oldu
Ünlü Şef Gordon Ramsay Çırpılmış Yumurta Sırrını İlk Kez Açıkladı
Yapay Zekaya Göre Vücudu En Çok Yoran Davranışlar Açıklandı
İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

Hayatını Kaybeden Fatih Ürek'e Ünlü İsimlerden Veda Paylaşımları
Adını Mizahın Lokomotifi Twitter'ın Tarihine Altın Harflerle Yazdıran Tweetler
Hakkında Yakalama Kararı Bulunan Barış Murat Yağcı, Survivor'dan Diskalifiye Edildi!
YORUMLAR
05.02.2026

Bol bol yılan lazım

05.02.2026

Eko sisteme burnunu sokupta daha başarılı bi sonuç elde eden bi ülke/insan olmadı bugüne kadar... Şuan daha ödenecek bedelin başındalar. Konuyu çözemezlerse aynı Büyük Çin Kıtlığında olduğu gibi benzer bi durum ile karşı karşıya kalacaklar, kurbağalardan yayılan toksik ve zehirler tarıma bulaşmıştır bile.. İyi ama müstahak size..

SEN DE YORUMUNU PAYLAŞ