Melbourne Üniversitesi'nde görevli ünlü bilişsel sinirbilimci Dr. Jared Cooney Horvath, Ocak 2026'da ABD Senatosu'na sunduğu çarpıcı raporda, Z kuşağının matematik, okuryazarlık ve hafıza gibi temel bilişsel alanlarda ebeveyn kuşaklarının gerisinde kaldığını açıkladı. Bu düşüşün biyolojik bir gerilemeden ziyade, tamamen çevresel koşullardan kaynaklandığını vurgulayan bilim insanı, insan beyninin teknolojik cihazlardan ziyade diğer insanlarla etkileşime girerek öğrenmeye programlandığını hatırlatıyor. Araştırmanın temelini oluşturan ve bu gerilemeyi tetikleyen ana unsurlar şu şekilde sıralanıyor:
Eğitimde Teknoloji Bağımlılığı: Sınıflarda tablet ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, öğrencilerin derinlemesine okuma ve odaklanma yetilerini zayıflatıyor.
Ekran Süresinin Artışı: Gençlerin günün yarısından fazlasını dijital cihazlar karşısında geçirmesi, beynin bilgiyi derinlemesine işleme kapasitesini azaltarak yüzeyel bir tüketim alışkanlığı yaratıyor.
İnsan Etkileşiminin Kaybolması: Ekranlar üzerinden gerçekleşen veri akışı, insan beyninin ihtiyaç duyduğu doğal sosyal öğrenme süreçlerini kesintiye uğratıyor.
Odaklanma ve Hafıza Sorunları: Sürekli bölünen dikkat süreleri; dikkat, hafıza ve yürütücü işlevler gibi alanlarda puanların düşmesine neden oluyor.
Uzmanlar, IQ puanlarındaki bu düşüşün doğrudan 'daha az zeki olmak' şeklinde yorumlanmaması gerektiği konusunda da uyarılarda bulunuyor. Z kuşağının dijital okuryazarlık ve aynı anda birden fazla işi yönetme gibi farklı alanlarda yeni yetkinlikler geliştirdiği bir gerçek olsa da, temel bilişsel kapasitedeki bu zayıflama eğitim otoritelerini endişelendiriyor.
Danimarka gibi bazı ülkeler, bu veriler ışığında okullardaki dijital araç kullanımını kısıtlayarak öğrencilerin odaklanma becerilerini yeniden kazanmalarını hedefleyen radikal kararlar almaya başladı. Bu küresel tablo, teknolojinin eğitimdeki yerinin yeniden sorgulanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
ekran süresi arttıkça her şey daha beter oluyor bu kesin zeka da dahil insanlık da
O kesin zaten
Genel konuşuyorum, istisnalar elbette fazlasıyla var. Daha uyanık ama daha salaklar. İnternet fenomenleri ne derse ona iman ediyorlar. Asla sorgulamıyorlar, kendi düşünceleri yok, herhangi bir şey okumuyorlar. Kitap okumayı vasatlık olarak görüyorlar. Her şeyin hilesini, kolay para için kendilerini satmayı, body count miktarı ile övünmeyi, materyalist şeyleri çok seviyorlar. Etik duyguları yok. İhtiyarlar yobazdı ama en azından bir şeylere bağlılığı vardı. Bunlar sıkıntı.