Bu erken dönem izlerinin yanı sıra, ilerleyen yüzyıllara ait Nabati yazıları ve Arapça kitabeler de aynı yüzeylerde yer alıyor. Farklı dönemlerin izlerinin tek bir mekanda üst üste bulunması, alanın uzun süreli ve çok katmanlı bir kullanım geçmişine sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Sığınak içerisinde tespit edilen ocak kalıntıları ve taşla oluşturulmuş bölmeler, buranın yalnızca sanatsal ya da törensel amaçlarla değil, aynı zamanda barınma ve günlük yaşam için de kullanıldığını doğruluyor. Uzmanlara göre bu veriler, Sina Yarımadası’nın tarih boyunca göç yolları ve geçici yerleşimler açısından ne denli stratejik bir rol oynadığını somut biçimde ortaya koyuyor.
Yetkililer, söz konusu keşfin Mısır arkeolojisi açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu ve bölgenin “doğal bir açık hava müzesi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Alan üzerinde yürütülecek detaylı analizlerin, insanlığın erken dönem sanatı ve yazı öncesi iletişim biçimleri hakkında yeni bilgiler sunması bekleniyor.