Uzmanlar, sürekli başkaları için yaşayan bireylerin, bir noktada bir nevi 'duygusal iflas' yaşadığına dikkat çekiyor. Nezaketin bir seçim olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline gelmesi, bireyi kendi hayatının öznesi olmaktan çıkarıp başkalarının ihtiyaçlarının bir hizmetçisi haline getiriyor. Bu süreçte kişi öfkeli, mesafeli veya yorgun olma hakkını kendine tanımadığı için içten içe tükeniyor.
Psikoterapistler, bu döngüden kurtulmanın yolunun en basit şekilde 'hayır' demeyi öğrenmekten geçtiğini vurguluyor. Sınır koymanın kişiyi kaba veya soğuk yapmayacağını, aksine ruh sağlığını korumak için elzem olduğunu hatırlatıyorlar. Bir taleple karşılaşıldığında verilen üç saniyelik bir es, cevabın samimiyetini ölçmek için kritik bir önem taşıyor. Gerçek nezaketin ancak kişinin kendi ruhuyla barışık ve enerjisinin farkında olduğu anlarda sürdürülebilir olduğu ifade ediliyor. Uzmanların ortak görüşü ise net: 'Başkalarını korumak için kendinizi feda etmekten vazgeçtiğinizde, gerçek anlamda özgürleşirsiniz.'