Uzmanlar, sürekli başkaları için yaşayan bireylerin, bir noktada bir nevi 'duygusal iflas' yaşadığına dikkat çekiyor. Nezaketin bir seçim olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline gelmesi, bireyi kendi hayatının öznesi olmaktan çıkarıp başkalarının ihtiyaçlarının bir hizmetçisi haline getiriyor. Bu süreçte kişi öfkeli, mesafeli veya yorgun olma hakkını kendine tanımadığı için içten içe tükeniyor.
Psikoterapistler, bu döngüden kurtulmanın yolunun en basit şekilde 'hayır' demeyi öğrenmekten geçtiğini vurguluyor. Sınır koymanın kişiyi kaba veya soğuk yapmayacağını, aksine ruh sağlığını korumak için elzem olduğunu hatırlatıyorlar. Bir taleple karşılaşıldığında verilen üç saniyelik bir es, cevabın samimiyetini ölçmek için kritik bir önem taşıyor. Gerçek nezaketin ancak kişinin kendi ruhuyla barışık ve enerjisinin farkında olduğu anlarda sürdürülebilir olduğu ifade ediliyor. Uzmanların ortak görüşü ise net: 'Başkalarını korumak için kendinizi feda etmekten vazgeçtiğinizde, gerçek anlamda özgürleşirsiniz.'
Peki hayır dediğimiz de karşı taraf küsüp gidiyorsa.. Bu problem bende var yani people pleasing.. Kavradığımda hayır demeyi öğrenmeye çalıştım ve bu cevabın asla kabul olmadığını gördüm. Hayır dediğin an sonsuz trip ve söylenme başlıyor, ne işin var sorgulaması, diyelim bi bahane sundun çözüm teklifleri havada uçuşuyor, ısrar da ısrar. bunla nasıl mücadele edeceğiz biz, zaten hayır'ı zor öğrenmişiz, zaten insanın memnun etme gibi bi bug'ımız var, ee hayır'ı da karşı taraf kabul etmiyor ?!?!? ben şahsen artık kaçıyorum. Telefonlara çıkmıyorum, mesajı görmemezlikten geliyorum vs . Adam yerine koyup "hayır gelemeceğim yada yapamayacağım" desem başlayacak karşı taraf bıdı bıdı.. sonuç kafa s.kilmesi yada pes etme yada karşı tarafın bozulması,triplenmesi.. her türlü dert yani..