Et yemeyenlerin 100 yaşına ulaşma şansının düşük olması, sadece düşük kilolu katılımcılarda gözlemlenmiştir. İdeal kilosunda olan yaşlılarda et tüketimi ile uzun yaşam arasında böyle belirgin bir fark bulunamamıştır.
Bu durum, yaşlılık biliminde 'obesity paradox' (obezite paradoksu) olarak bilinir. Genç yaşta fazla kilo bir risk faktörüyken, 80 yaşından sonra hafif kilolu olmak, vücudun olası hastalıklar veya kalça kırıkları gibi travmalarla başa çıkabilmesi için bir 'enerji deposu' işlevi görür. Vejetaryen beslenip yeterli kalori ve protein alamayan yaşlılarda, düşük vücut ağırlığı hayatta kalma şansını ne yazık ki düşürmektedir.
Bunun temel sebebi, yaşlılıkta görülen kas kaybının (sarkopeni) düşük vücut kitle indeksine sahip bireylerde çok daha yıkıcı sonuçlar doğurması ve bağışıklık sistemini zayıflatmasıdır. Dolayısıyla ileri yaşta diyetin odağı, sadece bitkisel beslenmeye değil, doku onarımı için elzem olan yüksek biyoyararlanıma sahip proteinlerin ve yeterli enerjinin korunmasına kaymalıdır. Bu bağlamda, 'zayıflık' bir sağlık göstergesi olmaktan çıkıp, vücudun fiziksel stres faktörlerine karşı savunmasız kaldığı bir risk haline dönüşmektedir.
peki 100 yasina kadar yasayinca nolucu
Ben de çocukken pastaneciler hakkında aynı şeyi düşünürdüm. Ne güzel sabah akşam pasta yiyorlar diye. Tabii çocukluktan çıkınca buraların mal ve hizmet üretip kâr amacı güden işletmeler olduğunu öğrendik. Bazılarımız çocuklukta kalmış anlaşılan. 🙂