İzdivaç programı mı ıyyyy, diyenlerdenseniz bir kere daha düşünün. Çünkü bu programlar akla hayale gelmedik yetiler kazanmanıza vesile olabilir.
İzdivaç programı mı ıyyyy, diyenlerdenseniz bir kere daha düşünün. Çünkü bu programlar akla hayale gelmedik yetiler kazanmanıza vesile olabilir.
Kim kaç kere geldi, kim kime talip oldu, kim kimi reddetti, Burhan Bey’in gelirleri neler, Ayşe Hanım kaç kere evlenip ayrıldı, vb. şeyler akılda tutmak düpedüz beyin jimnastiğidir.
Bu programlarda izlediğiniz kavgalar, sanki siz ediyormuşsunuz gibi sizi rahatlatacaktır. Hele konuklardan biri Ahmet Bey’in suratına tam da sizin demek istediklerinizi haykırırsa değmeyin keyfinize.
Bir yandan program izleyip, diğer yandan fasulye kırarken, aynı anda çocuğa ocağın altını kısmasını söyleyip öte yandan Aysun’un kırdığı cevizleri yorumlamak asgari 4 işi bir arada yapmak demektir. Beyniniz bir süre sonra çok yönlü çalışmaya alışacak bu da gerçek hayatınıza mutlaka yansıyacaktır.
Hızlı düşünme, çabuk ve doğru kararlar vermenin adresi de yine izdivaç programlarıdır. Mesela Ayla Hanım’a talip olan Şevki Bey’in neden uygun bir aday olamayacağını 2 dakikada çözen bir kişi, gerçek hayatta kriz anında bir holdingi anında düze çıkaracak kabiliyete erişmiş demektir.
O kadar çok ilişkiye, saçmalığa, zorluğa, çelişkiye maruz kalırsınız ki, istemeseniz de çıkaracağınız dersler ilişkinizde çok daha sağlıklı adımlar atmanıza, kararlar almanıza vesile olur.
Kendinizi Fulya’ya akıl verirken gözünüzün önüne getirin; “Kızım evlenip boşanmış adamla olmaz, çocukları da var yapamazsın, hem bu kadar iyi olan bir adamı ilk karısı neden bırakmış acaba hiç düşündün mü? Bu adam senden önce Kamuran’a talip oldu, neden yürümedi hiç düşündün mü?”… Gördünüz mü geçmişten ne de güzel dersler alınmış.
Tv başında izlerken hayran olduğunuz, Fatma Hanım, Zafer Bey, Aycan, Cansu, Serkan, vs. hakkında program ilerledikçe çıkan şeyleri gördükçe, insanın aslında ne kadar çiğ, ham bir yaratık olduğunun farkına varırsınız. Meğer o güzel çocuk, Serkan evliymiş!! Siz şok!
Yaşanan boş beleş çekişmeleri, incir kabuğunu doldurmayacak tartışmaları, insanların sigortasının neden bu kadar önemli olduğunu gördükçe hayatı sorgulamaya başlarsınız. Ben de böyle miyim acaba sorusuyla başlayan bir kendini sorgulama aşamasına geçersiniz.
Koca koca insanların ağlamalarını, isteklerini, çabalarını gördükçe hayat bu mu, bunun için mi demeye başlarsın. Bu da seni, dünyanın aslında ne kadar küçük, sorunların aslında ne kadar sahte olduğu doğrusuna götürür adım adım.
Aristo’nun, Platon’un, Hume’un, Kant’ın, Nietzsche’nin, vs. Yıllardan beri bize anlatmaya çalıştığı, varlık, hiçlik, hırs, zevk, ihtiras, varoluş, ahlak, vb. konuları farkında olmadan alt metinlerden okumaya başlarsın.
Katılımcıları gördükçe insanların aslında ne olduğu, ama kendilerini neymiş gibi göstermeye çalıştıklarını fark edersiniz. Bu da sizde dönüşü olmayan bir dönüşümün startını verir.
Her biri sizin mahallenizden, sizin sokağınızdan çıkmış gibi görünen insanları keşfettikçe, içinde yaşadığınız toplumun nasıl bireylerden oluştuğunu görme fırsatını yakalarsınız. Bunun size ne gibi faydaları olacağını asla tahmin edemezsiniz.
Başka bir yerde görmenizin mümkün olmadığı ilişkilere çok yakından bakma fırsatı yakaladıkça, aslında bir ilişkinin ne gibi dinamiklerden oluştuğunu, itici gücünün ne olduğunu anlama imkanına erişirsiniz.
Evin var mı, sigortan var mı, maaşın ne kadar, sanmıyorum ki benim mazot parama yetsin… Kafi.