İşler Gittikçe Çirkinleşiyor: Güllü'nün Oğlu Tuğberk'ten Ablası Tuğyan'la İlgili Net Karar!

Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız'dan beklenen açıklama geldi! Annesini öldürmekle suçlanan ablası Tuğyan'ı silen Tuğberk, 9 sayfalık bir açıklamada bulundu.

Buyurun, detayları beraber inceleyelim.

26 Eylül'de hayatını kaybeden Güllü'nün ölümünün gizemi halen tamamen çözülebilmiş değil.

Her gün yepyeni ve şoke eden detayların ortaya çıktığı cinayet davası, ilk haftalarda 'bir kaza' sanılmış fakat delil yetersizliği ve ifade tutarsızlıkları sebebiyle cinayet büroya taşınmıştı. 

Baş şüphelilerden biri ise o gece annesinin yanında bulunan Tuğyan Ülkem Gülter'di. Güllü'nün vefat ettiği gece arkadaşı Sultan'la beraber evde olan Tuğyan, Sultan'ın itirafçı olması üzerine 'annesini kasten öldürme suçlamasıyla' tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 

Tuğyan annesi Güllü'yü öldürmediğini iddia etse de evde başka DNA izinin bulunamaması ve ölümün de bir fiziksel baskı/itme sonucu gerçekleştiğinin kanıtlanması iyice mide bulandırmıştı. 

Dün yeni ses kayıtları ortaya çıkmış, geride kalan ve ne olduğunu şaşıran Güllü'nün oğlu Tuğberk'ten de bir açıklama gelmişti. 'Bitti' ifadesini kullanan Tuğberk, annesine zarar veren herkesin burnundan getireceğini söylemiş, Tuğyan'la ilgili bir gelişme yaşandığının sinyalini vermişti.

Kaçıranlar için detaylardan bu içeriğimizde bahsetmiştik:

Tuğyan İtiraf mı Etti? Güllü'nün Oğlu Tuğberk Yağız'dan Kafa Karıştıran Paylaşım!

Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız'dan beklenen açıklama geldi. Kendisi hakkındaki iddiaları yalanlayan Tuğberk, ablası Tuğyan'la iletişimi tamamen kestiğini duyurdu. Annesinin ölümünden ablasını sorumlu tuttu.

'Kamuoyuna duyurulur,

Yaşadığım bu süreç, hayatımın açık ara en zor günleri ve ayları olmuştur. Ne geçmişte kalmıştır ne de kolayca geçecektir. Annemi bir gece uykusunda kaybetmemle başlayan bu dönem, daha en başından en ağır noktadan başlamıştır. Bu kaybın hemen ardından şahsıma yönelik ardı arkası kesilmeyen iddialar, seviyesiz ithamlar, iftiralar ve açık yalanlar ortaya atılmıştır.

Annem hayattayken onu tanıyan ya da tanımayan kişilerin, sanki her gün annemle birlikteymiş gibi anlattıkları akıl almaz hikayeler; medyada konuşulanların büyük bir kısmının gerçek dışı olduğu kanaatini bende güçlendirmiştir. Zamanla duygusallıktan uzaklaşıp mantıkla düşünmeye başladığımda bazı gerçekleri daha net görür hale geldim.

Annem için rahatlıkla “olsun” ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı. Ablamın anneme zarar vermiş olabileceği ihtimalini düşünmek dahi benim için son derece ağırdır. Hala aşabilmiş değilim. Hala kabul etmek, sizin anlayamayacağınız kadar zordur. Buna rağmen, “Bir annenin kızı annesine nasıl zarar verebilir?” düşüncesiyle bu ihtimali reddettim ve sustum.

Hakkımda ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız ve seviyesiz olduğu için uzun süre ciddiye almadım. Ancak bu süreç bana; çevremizde, annemin hayatında ve medyada ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksız insanların bulunabildiğini ve güvenerek izlediğimiz haberlerin ne denli yönlendirilebilir, yalan ve iftira içerebilir olduğunu açıkça göstermiştir.

Bazı kişiler, ablamla geçmişte yapılan mesajlaşmaları kamuoyuyla paylaşmıştır. Ancak bu kişiler, bu mesajlar ortaya çıkana kadar sessiz kalmayı tercih etmiş, herhangi bir engelleme girişiminde bulunmamış ve annem hayattayken ne annemi ne de beni bilgilendirme yoluna gitmemiştir. Gerçekleri bildikleri halde sustular. Annem yaşarken sessiz kaldılar. Daha sonra konuşmayı tercih ettiler.

Yetmezmiş gibi, annem ve mirası üzerinden planlar yaptığımı iddia ettiler; sanki bu dünyada annemi kaybettikten sonra maddi bir şeye ihtiyacım varmış gibi. Kendi vicdanlarındaki yükü benim üzerimden hafifletmeye çalıştılar.

Ne canlı yayından korktum ne de konuşmaktan ya da sorulara cevap vermekten kaçındım. Kimin oğlu olduğumu unutanlara açıkça hatırlatmak isterim: Hayattayken aramadığınız, zor günlerinde yanında olmadığınız; annem, iki çocuğuyla birlikte haciz sonrası on karton koliyle sokakta kaldığında dahi destek olmadığınız bir insanın ardından, ölümünden sonra sanki hep yanındaymış gibi davranarak prim yapmaya çalıştınız. Kendinizi, sözde annenizmiş gibi; sözde sizi çok seven merhume sanatçı Güllü’nün çocukları gibi tanıttınız.

İftira atanların ve yalan söyleyenlerin; bana daha önce ve sonrasında gönderdikleri mesajlar, kendileriyle ilgili belgeler ve somut bilgiler elimdedir. Bunların tamamı, çok yakında yapacağım canlı yayınlarda ve tamamen yasal çerçevede kamuoyuyla paylaşılacaktır. O zaman isim isim konuşulacak; gazla yorum yaparak beni katil, hırsız, yalancı ya da başka sıfatlarla yaftalamaya çalışan herkes bu gerçekle yüzleşecektir. Hepsiyle hukuki yollarla hesaplaşacağım. Hep birlikte bu süreci izleyeceğiz.

Ne film şirketleriyle görüştüm, ne annemin tek bir kostümüne başkasını dokundurdum ne de annemden kalan herhangi bir şeyi kendi menfaatime kullandım. Bu gerçekleri ailem, yakın çevrem ve savcılık makamı eksiksiz şekilde bilmektedir. Ayrıca bu konu kimseyi ilgilendirmez; kimsenin haddine de değildir. Ortaya atılan iddiaların tamamı igrenç iftiralardır.

Kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltan; beni annesini sevmeyen bir evlat, acı üzerinden güç gösterisi yapmaya çalışan biri ya da annesinin ölümünde payı olan biri gibi göstermeye çalışan herkesle hukuk önünde tek tek hesaplaşacağım. Şahsıma yönelik hakaret, küfür ve iftira içeren tüm paylaşımlar hakkında gerekli yasal başvurular yapılacaktır. Bu yalanların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve neye dayanarak üretildiği de ortaya konacaktır.

Şimdi daha kişisel ve içsel bir noktaya geliyorum. Beni karalamak ve en yakın çevremi bana karşı kışkırtmak amacıyla; söylemediğim sözleri söylemiş, yapmadığım eylemleri yapmış gibi göstererek beni “kötü evlat” ilan ettirmeye çalışan ablamın motivasyonunu gerçekten bilmiyorum. Annesini ani ve sarsıcı bir şekilde kaybetmiş kardeşini bu acıyla yalnız bırakmakla kalmayıp, üzerine daha fazlasını eklediğini artık net şekilde görüyorum. Annemin acısıyla boğuştuğum bir dönemde bunları düşünebilen bir insanın sözlerine artık güvenmiyorum.

Kendisi ve kızı için her zaman iyi dileklerde bulundum; elimden geldiğince destek olmaktan başka bir şey yapmadım. Cenazede “Ben ne yapacağım?” diye ağlayan bir ablaya evimden bir oda vermek, annemin oğlu olarak boynumun borcuydu. Buna rağmen, beni insanlara yalan ve iftiralarla anlatmasının sebebini hala anlayabilmiş değilim. Bu durum beni derinden düşündürmektedir.

Bugüne kadar ortaya çıkan mesajlar, ses kayıtları ve savcılık makamının değerlendirmelerine rağmen tutunmaya çalıştığım “inşallah yapmamıştır” düşüncesi artık tamamen kopmuştur. “Ben yapmadım” yönündeki beyan da benim nezdimde inandırıcılığını yitirmiştir.

Bu saatten itibaren kendisiyle tüm iletişimi kestiğimi kamuoyuna saygıyla bildiririm.

Çünkü aklı susturup yalnızca kalple hareket etmek, annemin hakkına girmek demektir.

Ve ben annemin hakkını yedirmem, yedirmeyeceğim.

Soruşturma dosyasında bu olayla ilişkili ne kadar kişi var ise, sonuna kadar şikayetçi sıfatı ile annem adına tüm yasal haklarımı kullanacağım.'

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Demet Akalın Ziyaret Etti: 3,5 Aydır Yoğun Bakımda Uyutulan Fatih Ürek'in Son Durumu Nasıl?
Birbirlerinin Dilini Bilmeden Evlenmişlerdi: TLC'nin Mürsel ve Anna'sının Son Hali Ortaya Çıktı!
Bir Hafta Boyunca Ünlüleri Mizahına Alet Ederek Güldüren X Kullanıcıları!
İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

Berber Fiyatlarına Zam Geldi! Sosyal Medyada "Altın Makas" İsyanı
Kuyumculardan Nakit Parayla Altın Almak Yasaklanıyor: Tarihi Karar Nisan Ayında Uygulanmaya Başlanacak
Bakan Yılmaz Tunç Boşanma Üzerine Tavsiyeler Veren Avukat Hakkında Soruşturma Başlatıldığını Açıkladı
YORUMLAR
05.01.2026

Bildiğimiz şeyleri anlatıp durmuş Bu anlattıklarını zaten haberlerden falan hep izledik. Bende farklı bir açıklama yapacak zannettim.

SEN DE YORUMUNU PAYLAŞ