Uzmanlar, kahvenin böbrekler üzerindeki etkisinin; tüketim miktarı, hazırlanma şekli, bireyin genel sağlık durumu ve beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkili olduğunu vurguluyor. Orta düzeyde kahve tüketimi, yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi böbrek hastalığıyla ilişkili risk faktörlerinin kontrolünde dolaylı faydalar sağlayabiliyor.
Böbrek hastalığı olan kişiler için ise temel nokta, kahveyi tamamen hayatından çıkarmak değil; kontrollü ve bilinçli tüketmek. Genel olarak günde 3–4 fincanı aşmayan kahve tüketiminin, çoğu bireyde böbrek fonksiyonları üzerinde belirgin bir olumsuz etki yaratmadığı kabul ediliyor.
Sade kahve, sütlü veya kremalı seçeneklere göre daha güvenli bir tercih olarak öne çıkıyor. Çünkü süt ve krema gibi eklemeler, böbrek fonksiyonları zayıflamış kişilerde birikme riski olan fosfor ve potasyum minerallerini artırabiliyor. Bu minerallerin kanda yükselmesi ise kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.
Ayrıca kahve, günlük sıvı alımının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Böbrek fonksiyon bozukluğu olan kişilerde sıvı dengesinin hassas olması nedeniyle, fazla kahve tüketimi vücutta sıvı tutulmasına yol açabilir. Böyle bir durumda tüketimin azaltılması gerekebilir.
Kafeine duyarlılığı olan ya da tansiyon problemi yaşayan bireyler için kafeinsiz kahve, siyah çay veya yeşil çay gibi alternatifler daha uygun olabilir. Bununla birlikte, böbrek sağlığı açısından en güvenli ve temel içeceğin su olduğu unutulmamalıdır.