Hayri Cem Yazio: Aboubakar – Yeni Bir Ribery Vakası

10.06.2021
hayricemm
yazio
0

Kimse bu açıdan bakmadı ama bu Türk futbol dünyasındaki 'İkinci Ribery' vakası gibi bir şey var bu Beşiktaş-Aboubakar hikâyesinde.

Hatırlatalım;  2005 yılında Florya'nın kapısından koşarak ve mutlulukla bir genç içeri girdi. Daha sonraları dünya yıldızı olan o genç, koşarak geldiği yerden aynı yıl, sözleşmesindeki bir ödeme maddesini gerekçe göstererek kaçarak gitmişti.

Beşiktaş ise iki gün önce, Kamerun Milli Takımında ilk 11’de oynayan, 29 yaşındaki verimli ve yeteneği açışından ikamesi kolay olmayan bir santraforu, hiçbir bedel ödemeksizin elinden kaçırmış oldu. 

Oysaki kaçan paranın potansiyeli Şampiyonlar Liginde elde edilme ihtimali olan paranın üçte biri kadar.

Aboubakar’ın gidişi Beşiktaş camiasında çok farklı yorumlara yol açtı. Bu yorumlarla birlikte kendi yorumlarımı da peş peşe sıralayacağım:

1) Taraftarın belli bir bölümü Aboubakar’a parayı tercih ettiği için kızıyorlar.

Profesyonel futbolcuların daha iyi maddi koşullar sağlayan kulüplere transfer olmalarına hiçbir zaman olumsuz bakmadım. Profesyonel futbolcuların futboldan para kazanacakları süre kısıtlıdır. Dolayısıyla bu süre içerisinde kazanabileceklerinin maksimumunu kazanmak istemeleri doğaldır. Aboubakar’ın gidişini, bu açıdan, hiç negatif değerlendirmedim.

2) Taraftarın bir kısmı gitmesine üzülüyor ama oynadığı maçlarda attığı goller ve şampiyonluğa yaptığı katkıdan dolayı kendisine teşekkür ediyorlar.

Ben bu görüşe de katılmıyorum. Aboubakar, oynadığı her maçın, attığı her golün karşılığını maddi olarak fazlasıyla almıştır. Aboubakar, Beşiktaş’a gelmeden önce büyük bir sakatlıktan çıkmıştır. Bu yüzden, transferin son gününe kadar, Beşiktaş’tan başka bir talibi çıkmamıştır. Beşiktaş onun için

bir vitrin olmuş ve değerini artırmıştır. Transfermarkt gibi sitelerde bile Beşiktaş’a geldikten sonra değerini %100 artırdığı görülmektedir.

3) Taraftarların bir kısmı ise Aboubakar’ı sözleşmesindeki opsiyon maddesini suistimal etmekle ve kendisine basamak yapmakla suçluyorlar.

Bu görüşe kısmen katılıyorum. Aboubakar, sözleşmesindeki opsiyonu kendi lehine kullanmıştır. Ancak bunu yapış biçimi çirkindir. Daha da önemlisi, bu opsiyonun sözleşmede yer alması tam bir yönetim hatasıdır.

Şimdi bu konuyu biraz açalım:

Aboubakar, transferin son günü, başka kulüp bulamadığı için Beşiktaş’a gelmiştir. Dolayısıyla sözleşme şartlarının Beşiktaş’ın lehine olacak şekilde oluşturulması olasılığı yüksek idi. Sözleşmedeki opsiyon maddesi mealen şöyledir: Aboubakar 30 resmi maçtan az oynaması halinde sözleşmenin 1 yıl uzama opsiyonu ortadan kalkar.

Kim tarafından? Aboubakar tarafından.

Oysa doğrusu, Aboubakar 30 maçtan az oynarsa, Beşiktaş sözleşmeyi 1 yıl uzatma hakkını kullanmayabilir olmalıydı. Zira Beşiktaş’a sakat olarak gelen Aboubakar’ın tekrar sakatlanıp, istenilen performansı gösterememe riskine karşı Beşiktaş’ın kendini koruması gerekir.

Şimdi gelelim sözleşme olayına:

Bu sözleşmeyi yapanlar Beşiktaş’a çok ciddi zarar vermişlerdir. Opsiyon maddesi sakat bir futbolcuya verilmiş ekstra bir bonus gibi olmuş. Böyle bir hatanın, hukukçuların gözünden kaçmış olmasına bir türlü aklım ermiyor.

Sözleşmede yer alan bir başka maddede ise, Beşiktaş’ın sözleşmeyi uzatma hakkı doğduğunda Aboubakar‘ın başka bir takıma transfer olabilmesi için Beşiktaş’a 11 milyon Euro ödemesi gerektiğinin yazdığı iddia ediliyor. Yani Beşiktaş sözleşmeyi uzatabilmiş olsa, Al-Nasrr takımı ya Aboubakar’ın transferinden vazgeçecek ya da Beşiktaş’a 11 milyon dolar ödeyecekti.

Bir de sözleşmede Aboubakar’ın oynamadığı her maç için, alacaklarından, 40,000 Euro düşüleceği Başkan’ın danışmanı Erol Kaynar tarafından iddia edilmişti. Böyle bir madde gerçekten var mıydı? Varsa işletildi mi?

Daha da önemlisi, Aboubakar’a şampiyonluk primi verildi mi?

Bu soruları çoğaltmak mümkün. Amacımız “bağcıyı dövmek” değil. Ancak, Beşiktaş yönetiminin bu konularda kamuoyunu aydınlatmak zorunda olduğunu düşünüyorum.

Dolayısıyla bu sözleşme son derece acemice yapılmış bir sözleşmedir; yıllar önce Galatasaray’ın Ribery’i elinden kaçırmasını hatırlatmaktadır.

Aboubakar’ın sakatlık süreci de yanlış yönetilmiştir. Aboubakar sezon sonu beklemeden sözleşme yenilemeye zorlanabilirdi. Sözleşme imzalamaması durumunda doktor raporu ile sakat olmadığı belgelenip, maçlara kasıtlı olarak çıkmadığı belgelenir ve işlem yapılabilirdi. Daha da ileri gidilip, kadro dışı bırakılır ve sözleşme imzalamaya zorlanırdı.

Bunların hiç biri yapılmadığı gibi, Aboubakar, tüm kutlamalarda bir kahraman gibi yer almıştır. Oysa Aboubakar sözleşmesindeki opsiyon maddesini kullanarak 29 maç oynamış ve otuzuncu maça çıkmamak için sakat olduğunu ileri sürmüştür. Son 10 maçın 9’una çıkmaması şampiyonluk yolundaki takımı çok zor duruma düşürmüş, haftalar önce ilan edilebilecek olan şampiyonluk son maçta, gol averajı ile kazanılmıştır. Aboubakar bu maçlarda oynamış olsa en az 9 puan kaybedilmemiş olurdu.

Özetleyecek olursak:

Aboubakar’ın tavrını profesyonellikle izah etmek mümkün değildir. Sakat olmadığı halde maçlara çıkmamış olması takıma ve arkadaşlarına ihanettir.

Yönetim açısından baktığımızda ise bu sözleşme ve sürecin yönetilmesi tam bir beceriksizlik örneğidir. Şimdi sırada Rosier ve Gezzal’in sözleşmeleri var. Bakalım o sözleşmelerin altından neler çıkacak?

BAŞKANA ÖZEL NOT: 26 Mayıs 2021 tarihinde, Onedio’da yayınlanan “Şampiyonluk Sonrası İletişim Kazaları” başlıklı yazımda, Ankara’ya Cumhurbaşkanı’na yapılan ziyaret günü Atatürk’ün kabrinin ziyaret edilmemiş olmasını eleştirmiştim. Nitekim Anadolu Efes kulübü de şampiyonluk olduktan sonra Cumhurbaşkanını ziyaret etti ve aynı gün Anıtkabir’e giderek saygı duruşunda bulundular. Beşiktaş Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri bu eksikliği en kısa zamanda gidermezlerse Eylül ayındaki kongrede kazanılan iki kupaya rağmen çok ciddi şekilde eleştirilirler.

Instagram

Bu içeriğe ait yorum yoktur
Bu içerikleri de okumak isteyebilirsiniz