1. NATO’ya Üye Olma Arzusu (En Temel Neden)
II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye, Sovyetler Birliği'nin (SSCB) toprak ve boğazlar üzerindeki talepleri nedeniyle ciddi bir güvenlik tehdidi altındaydı. Batı ittifakına dahil olarak bu tehdide karşı koruma sağlamak isteyen Türkiye, NATO'ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) girmek istiyordu. Ancak ilk başvuruları reddedilmişti. Kore Savaşı, Türkiye'ye 'Batı ittifakının sadık ve güçlü bir ortağı' olduğunu kanıtlama fırsatı verdi.
2. Sovyet Tehdidi ve Komünizmle Mücadele
Dönemin Soğuk Savaş atmosferinde, Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırması komünizmin dünya çapında yayılma çabası olarak görüldü. Türkiye, kendi sınırlarında hissettiği Sovyet baskısını, Kore'deki komünist yayılmacılığa karşı durarak dengelemek istedi.
Savaş başladığında BM, üye ülkeleri Güney Kore'ye yardıma çağırdı. Türkiye, uluslararası hukuka ve kolektif güvenliğe verdiği önemi göstermek adına bu çağrıya ABD'den sonra olumlu yanıt veren ikinci ülke oldu.
4. Uluslararası İtibar ve Batı ile İlişkiler
Demokrat Parti hükümeti (Adnan Menderes liderliğinde), Türkiye’nin dünya sahnesinde aktif bir rol oynamasını ve özellikle ABD ile askeri/ekonomik ilişkilerini güçlendirmeyi hedefliyordu. Kore'ye asker göndermek, bu diplomatik hedeflere ulaşmak için stratejik bir adım olarak görüldü.
o anki atmosferden etkilenip bunu takipçileriyle paylaşmak istemiş olması veya korelilerin türk askerine duyduğu saygıdan duygusallaşması gayet mümkün.. ama nedense bu tarz içerikler bana yine de samimi gelmiyor; daha çok duygu sömürüsü ya da etkileşim alma çabası gibi hissettiriyor
Kore Savaşı konusu açıldığında, II. Dünya Savaşı öncesi ülkenin başında Adnan Menderes olmadığı için şükrediyorum.
NATO aşkıyla yok yere askerlerimizi şehit vererek iki yüzlü batıya sadık ve güçlü olduğumuzu kanıtladınız öyle mi...sinirlerim zıplıyor bu konu aklıma geldikçe...Batıdan önce kendi halkına sadık kalmayı ilke edinmiş bir yönetime o zamandan beri hasretiz..