Projenin mimarı Cyrus Clarke, teknolojinin insanları sadece ekranlara hapsetmemesi, aksine onları duyularına yeniden bağlaması gerektiğini savunuyor. Clarke’a göre bu cihaz, sadece kişisel anıları canlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda hiç tanımadığımız insanların eski fotoğraflarına da duyusal bir derinlik kazandırarak nostalji kavramını evrensel bir boyuta taşıyor.
Dikey bir mimariyle tasarlanan Anemoia Device, gelişmiş bir görüntü-dil modeliyle entegre şekilde çalışıyor. Kullanıcı cihazın üst bölmesine analog bir fotoğraf yerleştirdiğinde, yapay zeka görseldeki nesneleri, ışığı ve kompozisyonu saniyeler içinde analiz etmeye başlıyor. Sistemin en dikkat çekici özelliği ise kontrolü tamamen makineye bırakmaması olarak öne çıkıyor. Kullanıcılar, cihaz üzerindeki üç farklı ayar düğmesi sayesinde süreci yöneterek bir tür anlatı oluşturabiliyor. Bu aşamada fotoğraftaki ana özne, bu öznenin yaşam döngüsündeki aşaması ve ortamın duygusal tonu gibi parametreler manuel olarak belirleniyor.
Ağlama krizine mi sokmak istiyorlar insanları?