Son yıllarda yapılan akademik çalışmalar, bu manipülasyonun boyutlarını ürkütücü bir şekilde gözler önüne sermektedir:
İş Yerinde Yaygınlık: MHR tarafından 2023 yılında yapılan bir araştırma, her 10 çalışandan 6’sının iş yerinde en az bir kez gaslighting’e maruz kaldığını ortaya koymuştur.
Tıbbi Gaslighting (Medical Gaslighting): 2022'de yayınlanan bir sağlık raporu, kadınların fiziksel semptomlarının erkeklere oranla %30 daha fazla 'psikolojik' veya 'stres' olarak etiketlendiğini gösteriyor. Bu, hastanın kendi bedeninden gelen sinyallere olan güvenini sarsan kurumsal bir manipülasyondur.
Cinsiyet Rolleri: Araştırmalar, gaslighting'in cinsiyetten bağımsız olduğunu ancak kadınların toplumsal 'duygusallık' stereotipileri nedeniyle bu manipülasyona karşı daha savunmasız bırakıldığını vurgulamaktadır.
Gaslighting ile ilgili dünya çapında birçok vakanın olduğunu görmekteyiz. Bunlardan birisi Elizabeth Anne Holmes tarafından yaratılan Theranos Skandalıdır. Theranos skandalı aynı zamanda dünyanın en büyük biyoteknoloji dolandırıcılıklarından birisidir. 19 yaşında ve 2003 yılında Holmes tarafından kurulan Theranos şirketi sadece parmak ucundan iğneyle alınan az miktarda bir kan ile çalışan bir kan testi kiti geliştirdiklerini ve kan testinde devrim yaptıklarını iddia ediyorlardı. Oysa alında kan analizleri kendi küçük kitlerinde değil, Siemens'in geliştirdiği büyük makinelerde gerçekleştiriyorlardı. Yarattığı algı ve manipülasyon (Gaslighting) sayesinde Elizabeth Anne Holmes kısa sürede birçok yatırımcıdan topladığı paralarla Theranos’u 9 milyar dolarlık bir şirkete dönüştürmüştür. Amerika’nın en ünlü finans, iş ve ekonomi dergilerinden biri olana Forbes 2015 yılında Elizabeth Anne Holmes’u en genç ve kendi servetini kendisi yaratmış en zengin kadın milyarder olarak ilan etmişti. Ancak gerçek ortaya çıktığında yine Amerika’nın en ünlü finans, iş ve ekonomi dergilerinden biri olana Fortune bu sefer Elizabeth Anne Holmes’u dünyanın en çok hayal kırıklığına uğratan kişisi olarak listeye eklemiştir. Oysa o dönemde bazı bilim adamları Elizabeth Holmes’un teknolojisinin çalışmadığını söylemiştir. Ancak Holmes ve ona inanan yatırımcılar kolektif biçimde bu bilim insanlarını ve onlar gibi düşünen çalışanları 'vizyonsuzluk' ve 'matematik bilmemekle' suçlayarak, birçok manipülatif belgelerle ve araştırmalarla susturmuşlardır. Çalışanları kendi yaptıkları araştırma ve deneylerin sonucundan şüphe eder hale getirmiş, itiraz edenler ise 'şirket kültürüne zarar veren sorunlu tipler' olarak yaftalamıştır.
Diğer ünlü bir Gaslighting vakası da dünyaca ünlü tenisçi Serena Williams’ın yaşadıklarıdır. Williams, Oscar partisine giderken nefes almakta zorluk çektiğini fark etti. Fizyoterapistinin yoğun ısrarı üzerine hastaneye gitmek zorunda kaldı. Hastaneye gittiğinde nefes darlığının sebebinin doğumdan sonra yaşadığı durumdan kaynaklı bir kan pıhtısı (emboli) olduğunu fark etmiş ve bu yönde yetkililerden tıbbi müdahale istemiştir. Ancak sağlık personeli Williams’ı 'doğum sonrası kaygı' yaşadığına ve kendisinin iddia ettiği gibi bir durumun olmadığına, tamamen psikolojik bir durum olduğuna ikna etmeye çalışmış, onun kan pıhtısı (emboli) ile ilgili tedavi talebini reddetmiştir. Williams, kendi bedenini tanıdığını ve rahatsızlığının kaynağını bildiğinde ısrarcı olunca yapılan kontroller sonucunda her iki akciğerinde de birkaç kan pıhtısı olduğu görüldü. Bu teşhis eğer İki gün daha geç konulsaydı hayatını ya da kariyerini kaybedebilirdi. Bu vaka, 'Tıbbi Gaslighting' kavramının literatürdeki en bilindik örneklerinden biridir.
Peki, gaslighting etkisinde olduğumuzu nasıl anlarız?
Burada bakmamız ve bilmemiz gereken şeyler Gaslighting’in belirtilerini gösterip göstermediğimizi kontrol etmektir. Buna göre alarm çanlarını çalmalı ya da çalmamalıyız.
İlişkilerinizi (özel, profesyonel veya sosyal) bir laboratuvar titizliğiyle incelediğinizde, aşağıdaki soruların yanıtları size gaslighting'in ayak seslerini ele vererek tanımlamanızı sağlayabilir.
Sürekli Özür Dileme: Haklı olduğunuz konularda bile barışı sağlamak için kendinizi özür dilerken mi buluyorsunuz?
Gerçeği Sorgulama: 'Ben mi yanlış anladım?', 'Acaba o an orada değil miydim?' gibi cümleler zihninizde dönüp duruyor mu?
Karar Felci: En basit kararları bile (hangi yemeği yiyeceğiniz gibi) tek başınıza almaktan korkuyor, manipülatörün onayını mı bekliyorsunuz?
Yalnızlaşma: Manipülatörünüzün 'Arkadaşların seni kıskanıyor' veya 'Ailen seni anlamıyor' gibi telkinleriyle çevrenizden koptunuz mu?
Fizyolojik ve Nörolojik Olarak Hangi Tahribatlara Neden Olur?
Gaslighting sadece bir 'akıl oyunu' olmayıp, aynı zamanda fiziksel bir yıkımdır. Sürekli manipülasyona maruz kalmak, beynin amigdala (korku merkezi) bölgesini aşırı duyarlı hale getirir. Bu durumdaki bir bireyde:
Kronik Kortizol Yüksekliği: Bağışıklık sistemi çöker, kalp hastalıkları riski artar.
Bilişsel Disonans: Beyin, iki zıt bilgi (kendi gördüğü gerçek ve manipülatörün yalanı) arasında kaldığında yoğun bir zihinsel yorgunluk ve 'beyin sisi' yaşar.
Anhedoni: Kişinin eskiden keyif aldığı aktivitelerden zevk alamaması, öz saygının tamamen yitirilmesiyle başlar.
Bu saydığımız olumsuz durumların yarattığı tahribat kalıcı yıkımlara neden olabilmektedir.