Bir psikolog, eğitim aldığı ekol ve kendi mesleki birikimi çerçevesinde çalışır. Bu birikim elbette değerlidir; ancak sınırlıdır. Yapay zekâ ise saniyeler içinde binlerce akademik çalışmayı, farklı terapi yaklaşımlarını ve disiplinler arası bakış açılarını tarayıp sentezleyebilir.
Bu durum, “yapay zekâ her şeyi bilir” iddiasından çok, şunu düşündürüyor:
Bilgiye erişim hızının bu kadar arttığı bir çağda, tek bir insan zihnine mahkûm kalmak ne kadar rasyonel?
Özellikle bilişsel çarpıtmalar, karar verme süreçleri, stres yönetimi, duygu düzenleme ve farkındalık çalışmaları gibi alanlarda yapay zekânın sunduğu yapılandırılmış geri bildirimler son derece etkili olabiliyor.
Başka önemli nokta yargısız bir alanın gücü
Birçok insan için psikolojik destek almanın önündeki en büyük engellerden biri yargılanma korkusu.
“Bunu söylersem ne düşünür?”
“Abartıyor muyum?”
“Yanlış mı hissediyorum?”
Yapay zekâyla kurulan iletişimde bu kaygılar elbette büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Karşınızda sizi tanımayan, sosyal bağ kurmayacak, sizi etiketlemeyecek bir “zihin aynası” var. Bu da özellikle bastırılmış düşüncelerin ve ifade edilmesi zor duyguların açığa çıkmasını kolaylaştırıyor.
Gelelim tekrar erişilebilirlik ve süreklilik meselesine,
Psikolojik destek, ideal koşullarda düzenli olmalıdır. Ancak hayat pratikleri, zaman ve madi yetersizlikler bu ideale her zaman izin vermez. Randevular, maddi yük, zaman kısıtları ve mekânsal engeller birçok kişinin terapiye erişimini zorlaştırır.
Yapay zekâ ise her an erişilebilir.
Hatta gece yarısı da orada, her zaman hazır ve nazırdır.
Bir düşünce zihninizi kemirirken insan içgüdüsel olarak “bir sonraki seansı” beklemenizi istemez.
Bu süreklilik, özellikle yoğun düşünen, analiz etmeye meyilli ve zihinsel yükü fazla olan bireyler için ciddi bir rahatlama sağlar.
Ama her şey bu kadar basit mi?
Elbette hayır.
Burada dürüst olmak gerekir:
Yapay zekâ, insanın bedensel ve duygusal varlığının yerini tamamen alamaz. Ses tonundaki titremeyi, uzun sessizlikleri, gözlerin doluşunu, psikolojik durumumuzun sinyallerini yansıtan bedenin verdiği mikro tepkileri hissedemez. Derin travmalar, bağlanma yaraları, dissosiyatif durumlar ve ağır psikopatolojiler söz konusu olduğunda, insan insana kurulan terapötik ilişkinin iyileştirici gücü hâlâ çok değerlidir.
Ayrıca yapay zekâ kriz anlarında sorumluluk alamaz, müdahale edemez. Bu sınır hayati önemdedir.