Mevcut modellere göre 150 metreden büyük bir göktaşının 2,2 saatten daha kısa sürede dönmesi, merkezkaç kuvvetinin kütleçekimini aşarak cismin dağılmasına yol açmalıydı. Ancak 2025 MN45’in bu sınırı açık biçimde aşması, söz konusu kabullerin sorgulanmasına neden oldu.
Araştırmayı yürüten Sarah Greenstreet liderliğindeki ekip, benzer şekilde “teorik olarak mümkün görünmeyen” dönüş hızlarına sahip 18 farklı göktaşı daha tespit etti. Elde edilen bulgular, bazı asteroidlerin sanılanın aksine gevşek yapılı değil; son derece yoğun, tek parça ve yüksek dayanıklılığa sahip olabileceğini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre bu tür göktaşları, Güneş Sistemi’nin oluşum sürecindeki şiddetli çarpışmalardan zarar görmeden çıkmış, milyarlarca yıl öncesine ait son derece eski ve sağlam yapılar olabilir. Bu da onları, erken dönem Güneş Sistemi koşullarını anlamak açısından benzersiz birer doğal kayıt haline getiriyor.
Söz konusu keşif, yalnızca asteroidlerin fiziksel özelliklerine dair değil, aynı zamanda Güneş Sistemi’nin evrimsel geçmişine ilişkin mevcut teorilere de yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Rubin Gözlemevi’nden elde edilen verilerin, önümüzdeki yıllarda uzayın erken dönemlerine dair birçok bilinmeyeni aydınlatması bekleniyor.
Bi astroid demişsiniz, bi göktaşı. İkisi farklı şeyler. 2025 MN45 bi Asteroid'tir. Göktaşı (Meteorit) , Asteroid'ten kopup Dünya'da yere çakılan parçaya denir. Bu taşın çakılmayıp, atmosferde süzülen versiyonuna da Meteor denir. Özetle karman çorman bi yazı olmuş. İlgisi başka yerden okusun..
Hadi bakalım Göbeklitepenin keşfi tarih bilgisini nasıl sorgulatmaya başladıysa bu da fizik yasalarını epeyce sorgulatacak
Öncelikle içerikte, büyük bir bir terminoloji karmaşası yaşandığını söylemek, ardından 2025 MN45’in, 2 Mayıs 2025’te keşfedildiğini belirtmek isterim. Hem bu kadar geç tarihli bir haber yapmak, hem de aktarırken bu kadar özensiz olmak.. “Sözün bittiği yer” dedikleri bu olsa gerek.