Öncelikle şunu söyleyelim, durum kişisel değil. Ne kadının nitelikleri ne de erkeğin hisleri burada rol oynuyor.
Öncelikle şunu söyleyelim, durum kişisel değil. Ne kadının nitelikleri ne de erkeğin hisleri burada rol oynuyor.
Erkeğin bir anda sanki daha önce herhangi bir yakınlaşma olmamış gibi ortamdan soyutlanması, karikatürize edecek olursak kıçını dönüp yatması durumu büyük rahatsızlık yaratıyor. Davranışa tek başına baktığımız zaman böyle bir rahatsızlık oluşması gayet anlaşılır.
Çünkü erkeklerin yaşadığı ilgisizlik hissi birleşme sonrası karşılarındaki kişiden soğumalarıyla ya da o kişiyi sadece cinsel bir obje olarak görmeleriyle bağlantılı değil.
Yani ilk olarak söylememiz gereken şey, durum kişisel değil. Ne kadının nitelikleri ne de erkeğin hisleri burada rol oynuyor.
Refrakter dönem bir sinir sinyalinden hemen sonra, kısa bir süre içinde eşik şiddetini aşan başka bir uyarının başka yeni bir sinyali ateşleyememe durumu. Yani gücünüzü toplayıp bir yere hızlıca koştuktan hemen sonra aynı hızla tekrar harekete geçememek gibi, tepe noktasına ulaşan bünye refrakter döneme giriyor.
Bu dönemin kapsadığı zaman aralığı ise orgazmla tekrar yakınlaşabilecek, uyarılmaya hazır olduğunuz zaman arasında. Bir yenilenme süreci olarak da düşünülebilir. Böyle bir dönem tüm canlılarda yaşanıyor, sadece erkeklere mahsus değil.
Güvenilir araştırmalar prostaglandinlerin sinir tepkilerini yöneterek erkeği uzun bir döneme soktuğunu düşünüyor. Kadınlarda bu sürenin görece daha kısa olması değil asıl mevzu, erkeklerde yenilenmek için gereken sürenin daha uzun olması.
Bu sürede bir erkek istese bile herhangi bir yakınlaşma hissini doğuramıyor, çabalasa da sanki bir şeyler onu engelliyor.
Biraz bilimsel görüşten uzaklaşmak olacak ancak insanların konuya dair yorumları üzerine düşünmek gerekiyor. Her erkek bunu yaşasa da yakınlaşma sonrasında çok derin bir yakınlaşma ortaya çıkıyorsa bazı hisleri yoklamak lazım mı? Belki de karşınızdaki kişiye hissettiğiniz bir yabancılık var ve bu ancak en savunmasız anınızda ortaya çıkıyor.
Belli başlı bir formülü yok ancak ilk olarak partnerinizle yakınlaştığınız o özel zamanları ara sıra güncelleyin. Bazen sıklıkları, bazen gün içindeki saatlerle oynayın. Yeni pozisyonlar deneyin ki olası yeni hazlarla zihninizdeki haritayı genişletin.
Refrakter döneme girdiğinizde sizi normal bir anda ne harekete geçiriyorsa onu düşünün, partnerinizin de buna katkıda bulunması için desteğini isteyin.
Dur durak bilmeden saatlerce süren, biri bitip tek başlayan birliktelikler sonucunda hayatta kalmanın pek kolay olmayacağı aşikar. Yani evrimsel olarak erkeklere sağlıklarını koruyabilmeleri için yapışmış bir özellik olabilir bu.
Bu bilgileri hafızaya atıp biraz daha anlayışlı olmak gerek. Şimdi, tüm anlattıklarımızı düşününce erkeklerin bu haline kızmak çok da mantıklı değil sanki?
İlişki sonrası uzaklaşmak diye bir şey olduğunu sanmıyorum. Birliktelik anın başlamasıyla alakalı olmalı bence, nasıl bir arzuyla yaklaştığın önemlidir. Mesela tek gecelik bir kaçamak yada escort ilişkisi ise gayet doğaldır, işin biter boşalırsın ve içinde biriktirdiğin herşey tatmin olur ve kendine dönersin, keza bu karşı taraf içinde geçerlidir ancak sevdiğin insanla, kokusunu bildiğin kimyasını sindirdiğin kişiyle bir temas-yakınlaşma başlamış ve birlikteliğe dönmüşse bu boşalmaktan fazlasıdır yani hislerini ifade şeklinden sadece birisidir ten duyuları. Orgazm sonrası daha da yakınlaşırsın tıpkı şakalaştıktan sonra gülüp birbirine sarılmak gibi. Eğer evli veya sevgili olduğun halde birliktelikten sonra soğuma veya uzaklaşma başlıyorsa siz zaten hiç birlikte olmamışsınız demektir.
Yahu sadece erkeklere has bir vaziyet değil ki bu. Aşık değilsem değil arkamı dönmek, odayı, evi falan terk etmek istiyorum.