Kaliforniya Üniversitesi (Berkeley) tarafından yapılan ve 2012 yılında yayınlanan kapsamlı bir araştırma, sosyal statü ile etik değerler arasındaki o ince çizgiyi mercek altına aldı. Sonuçlar ise oldukça çarpıcı: Para ve güç arttıkça, başkalarının hakkını gözetme oranı düşüyor.
Araştırmanın ilk ayağı sokaklarda, yani trafikte gerçekleşti. Uzmanlar günlerce kavşakları gözledi ve ortaya net bir tablo çıktı: Aracın değeri ve lüks segmenti arttıkça, sürücülerin yayalara yol vermeme ve diğer sürücülerin hakkını gasp etme eğilimi tam 3 kat artıyor. Ancak bu durum sadece trafikte kalmıyor.
Deneyin laboratuvar aşamaları, sosyal statüsü yüksek bireylerin etik dışı davranışlara daha yatkın olduğunu farklı senaryolarla kanıtladı. Araştırmadaki en dikkat çekici deneylerden biri 'şekerleme' testiydi. Katılımcılara, yan odadaki çocuklar için ayrıldığı açıkça belirtilen bir kavanoz dolusu şeker gösterildi. Sonuç? Kendini üst sınıfta tanımlayan bireylerin, çocuklara ait olan o şekerlerden çok daha fazla aldığı görüldü.
Bu araştırma sosyal psikoloji literatürünün en ünlü çalışmalarından biri ve maalesef veriler, o “çocukların şekerine el uzatma” cüretini doğruluyor. Esasen bu durum "Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır" aksiyomuyla okunabilir. Statü arttıkça empati yeteneğinin felç olması; başarının, başkalarının hakkını çiğneme özgürlüğü olarak yeniden tanımlanmasından ibaret. Şekerleme kavanozundan jetlere uzanan bu ahlaki erozyon; zenginliğin kişiyi özgürleştirmek yerine, onu toplumsal sözleşmenin dışına iten patolojik bir dokunulmazlık zırhına büründürdüğünü kanıtlıyor. Demek ki bir lüks aracın yaya yolunda durmaması bir trafik hatası değil, bir karakter ontolojisi.
Zengini fakiri sapık ahlaksız tamahkar Ayrıca bu trilyonerler ayinlere katılıyor hangi ahlaktan bahsediyolar