Bu zirvenin ortaya koyduğu temel felsefeye ve sunduğu vizyona neden bu kadar güçlü bir şekilde katıldığımı anlatmak gerekirse, öncelikle teknolojinin artık hayatımızın 'yanında' değil, tam 'merkezinde' bir varoluş formu haline geldiği gerçeğini kabullenmemiz gerekiyor. Uzun zamandır dijitalleşmeyi sadece 'hız, konfor ve verimlilik' üzerinden okuyan sığ yaklaşımların aksine, bu zirvenin felsefesi bize madalyonun diğer yüzünü, yani ruhsal ve toplumsal maliyetleri gösteriyor. Ben bu görüşlere katılıyorum çünkü bizler akıllı cihazlarımızı her kullandığımızda sadece bilgi aktarmıyoruz, aslında duygu dünyamızı, dikkatimizi ve en nihayetinde geleceğimizi o devasa, ruhsuz algoritmalara emanet ediyoruz. Zirvenin 'Dijital insan kimdir?' sorusuyla başlattığı o derin arayış, aslında literatürdeki 'Dijital Ontoloji' krizine verilmiş en samimi yanıttır, zira bizler ekranların parıltısında kendi gerçekliğimizi yitirirken, bu zirve bize yeniden bir 'özne' olduğumuzu, sadece veri setlerinden ibaret olmadığımızı hatırlatıyor.
Sosyal medya artık bir 'sosyalleşme' aracı olmaktan çıkıp, insan psikolojisinin zayıf noktalarını sömüren bir 'dikkat ekonomisi' canavarına dönüştü. İnsanın en kıymetli hazinesi olan odaklanma yetisinin ve derin düşünme becerisinin, saniyelik kaydırmalarla (scrolling) yok edildiği bir çağda; bu dönüşümün merkezine yeniden 'insan odaklılığı' koymak, bir tercih değil varoluşsal bir zorunluluktur. Bugün toplum olarak yaşadığımız kutuplaşmanın, tahammülsüzlüğün ve 'yankı odalarına' hapsolmuş zihinlerimizin temelinde, felsefeden ve sosyolojiden kopuk ilerleyen bu vahşi teknolojik büyüme yatıyor. Eğer bizler yardımlaşma, sevme, öğrenme ve hatta yas tutma biçimlerimizi dijitalin soğuk mekaniğine teslim edersek, geriye 'insan' dediğimiz o kadim varlıktan ne kalacak? İşte bu zirve, tam da bu noktada devreye girerek; siber zorbalıktan dijital nezakete, veri mahremiyetinden algoritmik adalete kadar geniş bir yelpazede bir 'dijital etik anayasası' yazma çabası içine giriyor. Bu çabayı hayati buluyorum çünkü teknoloji etik değerlerle, sosyolojik analizlerle ve felsefi derinlikle ehilleştirilmediği sürece, insanlığı bir üst seviyeye taşımak yerine onu kendi icat ettiği bir labirentin içine hapsedecektir.
Geleceğin sosyal medyasını tasarlarken insanın bir 'tüketici nesnesi' değil, özgür iradesi olan bir 'birey' olarak konumlandırılması gerektiği savı, benim yaşam görüşümle birebir örtüşüyor. Bizler artık teknoloji treninin bizi nereye götürdüğünü sormayı bıraktık; oysa bu zirve bize makinist koltuğuna 'bilinçli insanı' oturtma şansı veriyor. 'Dijital dünyada iz bırakmak kolaydır, ancak insan kalabilmek derin bir mimari gerektirir' düsturuyla hareket eden bu buluşmaya katılımı, sadece bir sektörel takip olarak değil, kendi geleceğimize sahip çıkma eylemi olarak görüyorum. Eğer dijitalin gürültüsü içinde kendi sesimizi, merhametimizi ve gerçek bağlarımızı kaybetmek istemiyorsak; Antalya’da yükselecek bu sesin bir parçası olmalı, teknolojiyi insan ruhunun sıcaklığıyla yeniden yoğurmalıyız. Gelecek, sadece algoritmaların hesapladığı bir olasılıklar dizisi değil; bizim bu tartışmalarla şekillendireceğimiz, onurlu ve bilinçli bir insanlık mirası olmalıdır.
Bir Farkındalık Miladı
Bu zirve, ATSO ve ARD’nin ortaya koyduğu vizyonla, dijital geleceği sadece edilgen bir şekilde 'kabullenmek' yerine, ona yön vermek ve 'şekillendirmek' isteyenler için gerçek bir buluşma noktası, hatta bir farkındalık miladıdır. Teknoloji devlerinin algoritmalarıyla belirlenmiş bir rotada savrulmak yerine; kendi değerleri, etik ilkeleri ve bilinciyle var olan bir 'Dijital İnsan' kimliğini inşa etmek artık bir lüks değil, zorunluluktur. Antalya’da gerçekleşecek bu derinlikli tartışmalar, sadece bugünü anlamak için değil, yarın içinde kaybolmayacağımız bir dijital dünya tasarlamak adına hepimiz için hayati bir önem taşıyor.
Eğer siz de dijitalin nesnesi değil, öznesi olmak; teknolojiyi insan ruhuna hizmet edecek bir araç olarak yeniden konumlandırmak istiyorsanız, bu zirve geleceğe dair en net bakışı sunacak. Gelecek, onu sadece seyredenlerin değil, anlamlandırma cesareti gösterenlerin olacaktır.
Siz de bu dönüşümün bir parçası olmak ve geleceği birlikte şekillendirmek için aşağıdaki bağlantıdan kaydınızı oluşturabilirsiniz:
Kayıt için Tıklayın