Bir evde yıllarca şunlar tekrar eder:
Cümleler değişir, ton değişir, gerekçeler değişir. Ama altyapı aynı kalır: kontrol, kaygı, utanç, performans, suçluluk.
Ve sonra bir gün kendini yakalarsın: “Bunu annem de söylerdi.”
İşte o an kötü haber gibi görünür. Aslında iyi haberdir. Çünkü fark ettiğin şey değiştirilebilir.
5) “Zinciri kırmak” büyük laflarla değil, küçük reflekslerle olur
Bu iş, “Ben artık değiştim” ilanıyla çözülmüyor. Günlük mikro anlarda çözülüyor.
- 1) Otomatik pilotu bozacak cümle
Kendine içinden söyle:
“Şu an annem/babam değilim. Çocuğum da ben değil.”
Bu ayrıştırma, tepkiyi yavaşlatır.
Patlamadan önce şu soruyu sor:
“Şu anda ona ne öğretmek istiyorum?”
Saygı mı? Sorumluluk mu? Dayanıklılık mı?
Tepki, öğretmeyi sabote eder. Niyet, öğretmeyi kurar.
- 3) Tamir cümlesi (evin iklimini değiştirir)
“Az önce sertleştim. Bu senin suçun değil. Benim duygumu ben yönetmeliyim.”
Çocuk için bu cümle şu demektir: “Dünya güvenli. Sevgi performansa bağlı değil.”
6) Deyimleri “kader” diye okumayalım, uyarı levhası diye okuyalım
Bu sözler aslında birer uyarı levhası gibi:
“Burada aktarım var, dikkat.”
“Burada otomatik pilot var, dikkat.”
Mesele kimin kime çektiği değil.
Mesele: Hangi davranışların artık güncellenmesi gerektiği.
Son söz:
Türkçe deyimler bazen kaba, bazen acı, bazen komik… ama çoğu zaman doğru yere basıyor:
İnsan evden sadece soyadı almaz; evin duygusunu da alır.
İyi haber şu: Duygu aktarımı kader değildir. Farkındalıkla rota değişir.
Kayhan Karlı
Eğitimci / YÖMEV Başkanı
Instagram | YouTube
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio