Çocuklar büyük duygularla başa çıkmak için onlardan kurtulmaya çalışır. Bunu yapmanın en yaygın yollarından biri de onları başkasına 'vermektir'. Terapide buna yansıtma denir. Yani bir kişi kendi duygularını, davranışlarını, düşüncelerini veya istenmeyen özelliklerini başka birine veya bir şeye 'yansıtır.'
Çocuklar duygularını oyuncaklarından ebeveynlerine kadar neredeyse her şeye yansıtırlar. İstemedikleri duyguları sizin de hissetmenizi sağlamaya çalışırlar. Yani, eğer kızgınlarsa, bir şey fırlatarak sizi de kızdırmaya çalışırlar. Eğer gece onları yatırmak için çok geç kaldığınızda kendilerini reddedilmiş hissederlerse, yatmadan önce öpücük vermeyi reddederek sizi de reddedilmiş hissettirmeye çalışırlar.
Sizi öfkelendirmeye çalışan çocuğunuzun, öfkesini sizi vermeye çalıştığını hatırlayın ve zor da olsa sakin kalmaya çalışın. Ayrıca bu duyguyu anladıktan sonra duygularını adlandırarak çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.
İkinci adım ise bu duyguların nereden geldiğini anlamak. İlk olarak temel ihtiyaçları ve dünyaya bakış açılarını anlamaya çalışın ve ardından çocuğunuzun davranışlarındaki inceliklere ve bizde uyandırdığı duygulara dikkat edin. Böylece, duyguların neyden kaynaklandığını daha kolay anlayacaksınız.
Bu tür bilgilere "kaynağı çözmek" konusunu da eklemek gerek. Burada bu öfke nöbetlerinin sayısı önemli. Her çocuk bunu yaşar. Ancak “mükemmel” ebeveynlik kaygısı zamane çocuklarında sayıyı arttırıyor. Böyle olunca da insanlarda “ya eskiden pedagoji mi vardı neden bu kadar üzerine düşülüyor” ikilemi ortaya çıkıyor. Bunu sokak diliyle çözümü şu ; çocukları bi salın
sizin tavsiyenize uyayım dedim çocuğum elindeki oyuncağı yüzüme yansıttı