Televizyonu açıyorum sabah sabah, bilmiş bakışlı, her mevzunun uzmanı, her yetişkinin ebeveyni yorumcu, ülkenin üzerine çöken kara bulutlardan bahsediyor, istikbale bakıp titremeye davet ediyor hepimizi, evet, o güzel şarkıdaki mücrim gibi. Cürmümüzü de yüzümüze çarpıyor, sıkılıp zaplıyorum, sonra kırmızı düğme. Çıkmam lazım zaten. Fena halde kızgınım bulutlara ama uğraşacak vaktim yok şimdi…
En sevdiğim çantama her zamanki gibi hiç ihtiyacım olmayacak temel ihtiyaç malzemelerimi doldurup fırlıyorum, uçağa ucu ucuna yetişiyorum ve havalanıyoruz. Delip geçiyoruz beni kızdıran bulutları, içlerini oyuyoruz, ama bakıyorum hiç de umurlarında değil. Öyle salınıp duruyorlar havada, ya bizim farkımızda değiller ya da mahsus yapıyorlar. Her halükarda güzel, masum, sessiz ve hafifler. “Yahu” diyorum, “Yoksa kabahat bulutlarımızda değil bizde mi?”
Aklım oynak ya, buluta kaçıyor elimde değil, düşünmeye başlıyorum:
“Aslında şu bulutlar kadar haksızlığa uğramış nesne yok bu cihanda.”
İşler ters gitmeye başladı mı hemen yapıştırıyoruz:
“Üstümüze çöken kara bulutlar…”
Neredeyse tüm kötü işlerin tarifinde içinden bulut geçen bir benzetme kullanıyoruz.
“Bulut olsam alınırdım.” diyorum.
Sonra biraz daha bakıyorum uçağın penceresinden, sahiden güzeller. Temiz havada yaşıyorlar, özgürce dünyayı dolaşıyorlar, arada bir yağmur olup aşağı iniyorlar, sonra bir yolunu bulup gene yukarı. Güneşi ilk onlar görüyor, ışığın istedikleri kadarını tutup kalanını aşağı gönderiyorlar. Çok ateşliler, birbirlerine dokundukları zaman kıyamet kopuyor. Bir sarılmadan şimşekler, yıldırımlar... Vay be! Bazen kayboluyorlar, nereye gidiyorlarsa artık, uzun süre görünmedikleri oluyor. Bu sefer de “Niye gözükmüyor bunlar?..” diye dualar edip gökyüzüne yaldızlı davetiye gönderiyoruz, ama nafile. Kimseyi dinlemiyorlar, keyiflerine göre dolaşıyorlar Dünya’yı. Neresi onların tekrar göğe yükselmesine en uygun ortamı sunuyorsa oraya gidiyorlar. Eh, siz de olsanız öyle yapardınız emin olun. İnsanlık için önemsiz bir keşif yapıyorum:
'Bulutlu olmak çoğunlukla kötü, nadiren iyi, ama bulut olmak: O her zaman harika.'