Yakın zamanda kanla beslenmiş dişi sivrisineklerin içindeki kan örnekleri DNA analizine tabi tutuldu. Elde edilen veriler, sivrisineklerin önemli bir bölümünün insan kanıyla beslendiğini gösterdi. Bunun yanı sıra kuşlar ve bazı küçük hayvanlar da tespit edilen kan kaynakları arasında yer aldı.
Uzmanlara göre bu eğilim ciddi bir halk sağlığı riski anlamına geliyor. Atlas Ormanı çevresinde yaşayan sivrisinek türlerinin; sarıhumma, dang humması, Zika ve chikungunya gibi hastalıkları taşıdığı biliniyor. İnsanlarla temasın artması, bu virüslerin yayılma olasılığını da yükseltiyor.
Bilim insanları, sivrisineklerin insanları “tercih etmesinin” aslında bir zorunluluk olduğunu vurguluyor. Doğal konakçıların azalması, sivrisinekleri en kolay ve en yaygın kan kaynağına, yani insanlara yönlendiriyor. Araştırmacılara göre bu durum, ekosistem dengesinin bozulmasının doğrudan bir sonucu.
Çalışma, her ne kadar bazı veri eksikliklerine dikkat çekse de, sivrisinek kaynaklı hastalıklarla mücadelede önemli ipuçları sunuyor. Uzmanlar, bir bölgede sivrisineklerin insanlara yöneliminin tespit edilmesinin, erken uyarı ve hedefli önlem stratejileri açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Uzun vadede ise çözümün yalnızca ilaçlama ya da bireysel önlemlerle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanıyor. Araştırmacılara göre, sivrisineklerle mücadelede ekosistem dengesini gözeten, doğayı merkeze alan stratejiler artık kaçınılmaz.