Öğrenme, modern dünyada uzun süre çocuklukla özdeşleştirildi. Pedagoji, öğreneni henüz oluşmakta olan bir özne olarak konumlandırdı; yönlendirilmesi, yapılandırılması ve tekrar yoluyla ilerlemesi beklenen biri olarak ele aldı. Bu yaklaşım, çocukluk dönemi için hem işlevsel hem de gerekliydi.
Ancak yetişkinler hayatın içinde öğrenmeye devam etmek zorunda kaldığında, aynı öğrenme mantığı sorgulanmadan bu alana da taşındı. İçerikler değişti, bağlamlar çeşitlendi; fakat öğrenmeye dair varsayımlar büyük ölçüde aynı kaldı.
Sorun tam da burada başladı.
Neden çocuklukta hızla yerleşen bilgiler, yetişkinlikte aynı karşılığı bulmuyor?
Neden “anlıyorum” dediğimiz şeyler hayata geçmiyor?
Neden bazı bilgiler bizde kalıyor gibi duruyor ama davranışa dönüşmüyor?
Bu soruların yanıtı, çoğu zaman öğrenenin kapasitesinde ya da isteğinde değil; öğrenmenin yetişkin hayatıyla kurduğu ilişkide saklı.
Yetişkin için öğrenme, hayatla temas ettiği yerde anlam kazanır
Zamanla, öğrenen değişip yetişkin olunca sessiz bir uyumsuzluk görünür hâle geldi. Çünkü yetişkin için öğrenme, yeni bir bilginin eklenmesinden çok mevcut bir hayatla temas etme anlamına geliyordu. Yeni olan, yerleşmiş alışkanlıklarla; yöntemler, hâlihazırdaki yaşam düzeniyle; farkındalık ise beden ve zihinle karşılaşıyordu.
Öğrenme bu temas noktalarında ya karşılık buluyor ya da geri çekiliyordu.
Ve çoğu zaman bunun nedenini tam olarak adlandıramıyordu. Belki de burada yaşanan şey, öğrenememek değil;
hayata temas etmeyen öğrenmeydi.
Öğrenmeye başka bir yerden bakmak;Andragoji
Tam da bu noktada, yetişkin öğrenmesine farklı bir yerden bakma ihtiyacı ortaya çıktı. Bu ihtiyacın kavramsal karşılığı andragoji oldu. Kavramı literatürde sistematik biçimde ele alan isimlerden en bilineni Malcolm Knowles’tur.
Knowles’un işaret ettiği ayrım, yaşa indirgenebilecek bir fark değildi. Yetişkin, öğrenme alanına deneyimiyle, kimliğiyle ve yerleşmiş anlam dünyasıyla girer; öğrenme bu yapıların üzerinden ilerler.
Bu bakış açısı, pedagojinin karşısına geçmekten çok,
pedagojinin yetmediği yeri işaret eder.