Bir Gizem Çözülüyor: Okurken Beynimizde Ne Olduğunun Cevabını Bilim Veriyor!

Biz maalesef kendi kısır siyasî gündemimizde debelenirken, dünya bilimde yeni ufuklara doğru yelken açmaya devam ediyor. Kaliforniya Üniversitesi ve Güney Karolina Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı araştırmanın, okuma esnasında beynimizde ne gibi aktiviteler olduğunu ortaya koymada çığır açıcı nitelikte olduğu düşünülüyor.  

Sinirbilimciler ilk kez "doğal okuma" sürecini tek tek sözcükler açısından değil, tam bir metnin okunması esnasında beyin aktivitesini gözlemlemek için bir yol bulmuş görünüyorlar.

Bulgular, zaten okuma hakkında olan bazı kuram ve fikirlerin gelişmesine yardımcı olacağa benziyor.

Kaliforniya Üniversitesi'nden psikoloji profesörü John Henderson, son bulguları şöyle açıklıyor:

Bu beyindeki okuma sürecinin nasıl geliştiğini anlamak için anahtar niteliğinde bir çalışma. Çünkü, (bu çalışmada) insanlar tamamen doğal ve normal biçimde okuyorlar. 

Bilim insanları okuma sırasında beyinde nasıl bir hareketlilik olduğunu gözlemlemek adına yeni bir yöntem geliştirdi.

Şimdiye değin yapılan çalışmalarda, gönüllülerin okudukları tek tek kelimelere verdikleri tepkilerin yarattığı beyin aktivitesi gözlemleniyordu.

Bu çalışmalar esnasında FMRI ya da fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme isimli yöntemle beyin aktivitesi ölçülüyordu. Ancak bu yöntem saniyede birkaç kelimeyi işleyebilen beyin karşısında, epeyce yavaş kalıyordu.

Bunun yerine, araştırmacılar göz takibi sistemi ile FMRI kombine eden bir yöntem geliştirdiler. Denekler ekranda metni okurken bir yandan göz izleme cihazı çalışıyor, diğer yandan FMRI ile deneklerin beyin aktivitesi ölçülüyor.

Prof. Henderson bu konuya şöyle açıklık getiriyor:

Paragrafların doğal biçimde okunması sırasında, göz hareketlerini takip ederek, gözün hangi kelime üzerinde olduğunu gözlemliyoruz ve bu sırada o kelimenin hangi nöral sinyali gönderdiğini tespit edebiliyoruz.

Bilim insanları yöntemi iki farklı kurama uyguladılar.

Journal of Neuroscience'da yayımlanan makaleye göre, araştırmacılar yöntemi, sözcüklerin beyinde nasıl temsil edildiğine dair iki kurama uyguladılar.

İlk teori sözcüklerin gerçek dünya ile ilişkisinde temsil edildiğini -dünya nasıl görünüyor, onunla nasıl başa çıkabilirim, bana ne hissettiriyor- savunuyor. Bunlar beyindeki görme, dokunma, duygu vb. alanlara yansıtılıyor. 

İkinci teoriye göre ise, sözcükler dünyanın özetlenmiş sembolleri ve onlar birbirleriyle etkileşim hâlindeler.

Bilim insanları bu kuramları sınayabilmek adına, "isim"leri, özel olarak değerlendirdiler.

Böylece isimlerin gerçek dünyaya atıfta bulunup bulunmadığını ve bir ölçüye kadar manipüle edilip edilmediğini görmeye çalıştılar. 

Gönüllüler manipüle edilebilir (yönlendirilebilir) isimleri okurken, beyin manipülasyon ile başa çıkabilmek adına dünyadaki fiziksel hareketlerden destek alarak, gerçek dünya ile bağlantı kuruyor.

Araştırmanın, beynin okuma ve dile dair gizemleri açığa çıkartabilecek nitelikte olduğu düşünülüyor.

Bu yöntemle beynin içine âdeta bir tür pencere açarak, örneğin 'dil ve gramer beynin spesifik bir bölgesi tarafından mı yürütülüyor?', 'okuma esnasında beyin sonradan gelecek sözcüğü tahmin edebiliyor mu?' gibi, şimdiye değin yanıtlanmamış sorulara yanıtlar bulunması bekleniyor.

Çalışmaların sadece psikoloji alanında değil, disleksi, okuma güçlüğü ve yapay zekâ gibi alanlarda da kullanılacağı tahmin ediliyor.

Çalışmanın bilimsel etkilerini zaman gösterecek...

Popüler İçerikler

Dilber Yine Yürek Hoplattı: Yeni Pavyon Dansı Geldi!
Fatih Erbakan'dan Devlet Bahçeli'yi Kızdıracak Sözler: "Dedem Yaşında İnsan"
TikTok’ta "Karagül" Adıyla Açtığı Yayınlarla İnfial Yaratan Kadının Çocuklarını Devlet Korumaya Aldı!
YORUMLAR
07.05.2016

Hiçbi şey anlamadım :D

07.05.2016

şu yazıyı okurken beynimde hiçbir yer uyarılmadı onu anladım :D

07.05.2016

Daha anlaşılır bir dille yazılabilirdi az çok anladım yazılanları ama tam hakim olamadım konuya

TÜM YORUMLARI OKU (7)