Hareketsiz Yaşam: Sessiz Bir Tehdit
Günün büyük bölümünü oturarak geçirmek, metabolik sağlığı doğrudan hedef alan en önemli risk faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. I-Min Lee’ye göre uzun süreli hareketsizlik, sigara kullanımıyla benzer düzeyde ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
Araştırmalar, sürekli oturmanın insülin direncini artırdığını, damar yapısını bozduğunu ve kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığını ortaya koyuyor. Bu durum, erken ölüm riskini anlamlı ölçüde yükseltiyor.
Ultra İşlenmiş Gıdalar Hücresel Yaşlanmayı Hızlandırıyor
Beslenme alışkanlıklarındaki değişim de yaşam süresi üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. Londra Imperial College bünyesinde yürütülen çalışmalarda, ultra işlenmiş gıdaların vücutta yaygın inflamasyona neden olduğu saptandı.
Epidemiyolog Dr. Kiara Chang, bu tür gıdaların DNA onarım mekanizmalarını zayıflattığını ve hücrelerin biyolojik ömrünü belirleyen telomerlerin daha hızlı kısalmasına yol açtığını belirtiyor. Uzmanlara göre bu süreç, yaşlanmayı hızlandıran en kritik biyolojik zincirlerden biri.
Yetersiz Uyku Organların Yenilenmesini Engelliyor
Uyku düzeninin bozulması ise yalnızca zihinsel performansı değil, tüm vücudun kendini yenileme kapasitesini etkiliyor. Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsünde yapılan nörobilim araştırmaları, kronik uykusuzluğun bağışıklık sistemini zayıflattığını ve kalp-damar sağlığını tehdit ettiğini gösteriyor.
Uyku uzmanı Dr. Matthew Walker’a göre, gecede altı saatin altındaki uyku süresi vücudu sürekli bir stres durumunda tutuyor. Bu da uzun vadede nörolojik yıkım riskini artırarak yaşam süresini belirgin biçimde düşürüyor.
3 te 3