Bilim Dünyasının Kara Lekesi: Küçük Bebek Hayatı Boyunca Deneyin Etkisinden Çıkamadı

Psikoloji tarihinin en tartışmalı ve etik açıdan en çok eleştirilen çalışmalarından biri olan Küçük Albert Deneyi, 1920 yılında John Hopkins Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Davranışçılık ekolünün öncüsü John B. Watson ve asistanı Rosalie Rayner tarafından yürütülen bu çalışma, korkunun doğuştan gelen bir dürtü mü yoksa öğrenilen bir tepki mi olduğunu kanıtlamayı hedefliyordu.

Detaylar 👇

Kaynak

Deneyin öznesi, annesi hastanede çalışan ve "Albert" takma adıyla bilinen henüz 8-9 aylık bir bebekti.

Başlangıçta Albert’a beyaz bir fare, tavşan ve çeşitli nesneler gösterildi. Bebek, bu nesnelere karşı hiçbir korku belirtisi göstermiyor, aksine onlara dokunmaya çalışarak gülümsüyordu. Ancak Watson, süreci bir 'klasik koşullanma' seansına dönüştürdü. Albert ne zaman beyaz fareye dokunmaya çalışsa, Watson arkasında durup büyük bir metal çubuğa çekiçle vurarak korkutucu bir gürültü çıkardı.

Bir süre sonra Albert, beyaz fareyi gördüğü anda herhangi bir gürültü olmasa bile ağlamaya ve kaçmaya başladı.

Watson, deneyin etkisini ölçmek için korkuyu etkenlerini arttırdı. Albert artık sadece fareden değil, beyaz sakallı bir maskeden, tavşandan ve hatta beyaz bir kürkten de dehşete düşüyordu. Bebeğin zihini artık beyaz ve yumuşak nesneleri 'yüksek ses ve korku' ile eşleştirmişti. Bu durum, psikolojide uyarıcı genellemesi olarak adlandırılan fenomenin en somut örneği oldu.

Deneyin en karanlık yönü, Albert’ın bu korkularının hiçbir zaman tedavi edilmemiş olmasıdır.

Bazı kaynaklar annesinin deneyi fark edip bebeği oradan kaçırdığını söylerken, bazıları Albert'ın 6 yaşında hidrosefali nedeniyle hayatını kaybettiğini iddia eder. Deney, insan psikolojisinin şekillendirilebilirliğini kanıtlasa da, savunmasız bir bebeğin ruhsal sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bıraktığı için bugün bilim dünyasında büyük bir 'etik kara leke' olarak kabul edilmektedir.

Bu trajik çalışma, bilimsel merakın etik sınırları aşması durumunda ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini bizlere hatırlatan en çarpıcı örnektir.

İlginizi çekebilir;

Psikolojiye Göre Hızlı Uykuya Dalabilen İnsanların Bir Ortak Özelliği Var!
17 Yaşındaki Kız Dünyanın En Farklı Beynine Sahip: "Geçmişi Tekrar Yaşayıp, Geleceği Hissedebiliyor"
Yalnız Yaşayan İnsanlar İçin Uygulama Geliştirildi: "Öldün mü?"
İçeriğin Devamı İçin Tıklayın

Popüler İçerikler

10 Yıl Sonra Bir İlk: Hayatı Durduracak Kadar Kar Geliyor! Soğuk Hava Ve Yoğun Kar Yağışı İçin Tarih Verildi
Yurt Dışı Alışverişlerinde 30 Euro Limiti Kaldırılmasını “Fırsat” Olarak Yorumlayan İTO Başkanı’na Tepki Yağdı
Öğretmenler Hakkında Sosyal Medyada Paylaşılan CİMER Şikayetlerine DMM'den Yalanlama Geldi
YORUMLAR
15.01.2026

Sadece tek bir insan denek üzerinde yapılan bir araştırma, temsili olmaktan uzaktır. Ayrıca bulguları, tamamen bilimsel bir incelemeye dayandırmak ta mümkün değildir. Zira Watson, araştırmasıyla ilgili çeşitli açıklamalar yaparken, ayrıntıları sıklıkla değiştirmiştir.

15.01.2026

Etik olmasada psikoloji bilimine katkı sağlamış bir deneydir… Pavlov’un hayvanlar üzerinde gösterdiği klasik koşullanma watson bu deneyle insanlara uyarlamış korku gibi temel bir duygunun bile doğuştan değil çevresel koşullarla öğrenileceğini kanıtlamıştır.. Psikolojide öğrenme duygu davranış ve gelişim alanlarını deneysel bir alanda ele almış adam psikoloji biliminin yapı taşlarından biri olmuştur… Geçmişte yapılan deneyler hatta tarihi olayları günümüze göre değerlendirmek yargılamak saçmalıktır o zamana göre ele almak gerekiyor…

15.01.2026

😡😡😡

SEN DE YORUMUNU PAYLAŞ