Günlük hayatını “kaotik ama vazgeçilmez” olarak tanımlayan O’Loughlin, ciddi maddi zorluklara rağmen çocuk sahibi olmaktan pişmanlık duymadığını söylüyor.
Günü sabah 06.00’da başlıyor. Okula hazırlanan çocuklar, kahvaltı, ev düzeni ve yemek telaşı derken günün temposu hiç düşmüyor. O’Loughlin, özellikle akşam saatlerinde tüm çocukların aynı anda ilgi beklemesinin işi daha da zorlaştırdığını belirtiyor.
Haftalık harcamalar dikkatle planlanmak zorunda. Tasarruf edebilmek için evin üst katında ampul bile kullanılmıyor, karanlıkta telefon ışığıyla idare ediliyor. Bu durum zaman zaman evde tartışmalara yol açsa da O’Loughlin için bu fedakarlıklar kaçınılmaz.
Ev yapımı yemeklere önem veren anne, kalabalık bir aileyi doyurmanın ancak planlı olmakla mümkün olduğunu söylüyor. Ancak et gibi temel gıdaların maliyeti bile bütçeyi zorlayabiliyor.
Çocuklarından bazıları, bu hayatın yükünü yakından görüyor. Ailenin en büyüklerinden biri, ileride büyük bir aile istemediğini açıkça dile getiriyor. O’Loughlin ise tüm zorluklara rağmen anneliğin hayatındaki yerini sorgulamıyor.
“Beş dakikam bile yok ama çocuklar olmadan hayatın nasıl olacağını da bilmiyorum” diyen O’Loughlin, gelecekte daha dikkatli olabileceğini söylese de çocuk sahibi olma fikrine tamamen kapıyı kapatmıyor.
Cogalmayi ihmal etmemissin abla