Farklı bir ülkede yaşamak, bambaşka bir kültüre adapte olmak demek. Elbette bu herkes için kolay olmuyor. Özellikle yaşam tarzınıza tamamen ters olan bir yerde yaşamak elbette işkenceye dönüşebiliyor. Bu yüzden bir sebeple gitmeyi istediğimiz ülkeyi her yönden değerlendirmek gerekiyor.
3 senedir Almanya'da yaşayan 'azraeceertug' isimli sosyal medya kullanıcısı bu süreçte edindiği izlenimleri paylaştı. Şikayet ettiği konuların her birinin yaşam tarzıyla ilgili olduğu görüldü.
Çalışmayı sevmiyorlar değil ablam, boş çalışmayı istemiyorlar. İş tanımları var ve sınırları belirli, o yüzden sana öyle geliyor olabilir. Ayrıca hiç şikayet etmiyorlar, yeter ki sen toplumsal kuralları çiğneme. Sana önemsiz gelen bir şey onlar için hak ya da sınır ihlali olabilir, o yüzden anlamamış olabilirsin. İnsanların çok keskin sınırları var, saygı bekliyorlar
Bu tespitler, Almanya'ya giden her Türk gencinin ilk 6 ayda tuttuğu “Gurbetçi Ağıdı” günlüğünden kesitler. Hangi birinden başlasam ki? Almanya'ya gidip “Akdeniz insanı beklemeyin” uyarısı yapmak; kutuplara gidip “arkadaşlar burada penguen var, palmiye beklemeyin” demekle aynı vizyon. Adamlar yüzyıllardır o kasvetli havada “çalışmayı sevmedikleri” için mi dünya devi oldular, yoksa “inisiyatif kullanmama” kuralcılıkları sayesinde mi tıkır tıkır işleyen bir sistem kurdular? Bireysellik ve kavgacılık denen şey aslında “şahsi alanıma dokunma, kurallara uy” disiplini. Bizim “inisiyatif” dediğimiz şeyin orada “kural ihlali” olduğunu anlayana kadar 3 yıl geçmiş belli ki.
bu yaşa kadar almanyanın iklimini öğrenemedin mi niye italya ispanya fransa gibi ülkelerden birine gitmedin gözünüzü para bürümüş araştırma bile yapmıyorsunuz