Mimar Giacomo Bonzani ile mühendis Gianni Ferrari’nin çalışması sonucunda sekiz metre genişliğinde, beş metre yüksekliğinde dev ayna tasarlanıyor. Sistem 2006 yılında dağın yamacına yerleştiriliyor. Bilgisayar kontrollü motorlarla çalışan yapı, gün boyunca güneşin hareketini takip ederek ışığı köy meydanına yansıtıyor.
Ortaya çıkan ışık, doğrudan güneş kadar güçlü olmasa da meydanı ısıtıyor, evlere doğal aydınlık sağlıyor. Kış aylarında günlük yaklaşık altı saatlik aydınlanma elde ediliyor. Şubat ayı başında güneş doğal döngüyle yeniden köye ulaştığında ise sistem devre dışı bırakılıyor ve ayna örtülüyor.
Franco Midali’ye göre fikir bilimsel gösterişten çok insani ihtiyaçlara dayanıyor. Amaç, insanların kış aylarında tekrar dışarı çıkabilmesi, meydanda sosyalleşebilmesi. Soğuk ve karanlık nedeniyle kapanan köy hayatı, ışık sayesinde yeniden canlanıyor.
'Yöntem ise şaşırtıcı derecede yaratıcı' abart editör biraz daha abart. Gören de atomu parçaladılar sanacak.
Ayna fikri, İtalya’daki köyün değil. Daha sonra ilham alarak bu fikri uyguladığı söylenen Norveç - Rjukan’a bakalım: 1913 yılında, Rjukan’daki vadinin kuzey tarafına, güneş ışığını önce toplayıp sonra da bir far gibi kasaba üzerine yayabilecek büyük, dönebilen aynalar yerleştirme fikrini ilk ortaya atan kişi, Oscar Kittilsen isimli bir muhasebeci. Fikir geniş yankı uyandırsa da kasaba halkına kışın güneş ışığından faydalanabilecekleri kadar yükseğe çıkabilmeleri için bir teleferik kurulması, daha az maliyetli görüldü. Güneşi insanlara getirmek yerine, insanları güneş ışığına götürmek.. Yani değerli editör, her ne kadar Rjukan, uygulamayı 2013 yılında, İtalya’daki köyden sonra yapmış olsa da bu durum, ayna fikrinin gerçek sahibi olduğu gerçeğini değiştirmemektir. Kaldı ki bu fikir, ayna prensibinin nasıl çalıştığını az çok bilen herkesçe kolaylıkla ortaya atılabilecek bir fikir. Yeter ki uygulama için yeterince talep ve maddi imkan olsun..